Kitap ve Edebiyat

Eren Bülbül
Eren Bülbül

Biraz önce severek dinlediğim bir radyodan öğrendiğim kadarı ile, ot vs. gibi çok satılan edebiyat dergilerinde yazan yazarlar “Savaşa Hayır” gibisinden ortak bir açıklama yapmışlar.

Aynı kişilerden aynı desteği, Eren Bülbül, Yasin Börü isimleri konuşulduğunda göremiyoruz.

Neden acaba?

Araştırmalar

Efendim. Artık ahlaki değerler, gözünü para bürümüş ahlaki değerlerden yoksun yöneticiler tarafından o derece ayaklar altına alındı ki, ağlanacak hale güler duruma geldik.( Hayır merak ediyorum bu yöneticiler para için artık ne kadar düşecekler?  )

Digiturk veya D-Smart’ın bize üye oldunuz artık üyeliğinizi iptal edemezsiniz, ancak ölüm bizi ayırabilir modundan sonra (Allahtan onlarada bulaşmadım, ama biliyorum) şimdi alışveriş sitelerinde aynı durumlar ortaya çıkmaya başladı.

Hepsiburada.com denen siteden vakti zamanında bir şeyler almıştım. O günden beri istemediğim reklam mailleri atıyorlardı. Şu e-posta listesinden çıkayım dedim. Mailde e-posta listesinden çıkacak link yok, önceden bir linke tıklar çıkardık.. (teknoloji o kadar geriye gitmiş ki(!))

Şöyle bir yazı koymuşlar maile;

Hepsiburada.com’dan promosyon ve duyuru mesajı içeren e-posta almak istemiyorsanız, “Üyelik Bilgilerim” sayfasındaki “Kampanyalardan e-postayla haberdar olmak istiyorum” seçeneğinin yanındaki işareti kaldırın. Bilgilerinizi hemen güncellemek için tıklayın.

Adamlar üşenmemiş, şunları şunları yapın diye anlatmışlar. Neyse dediklerini yapayım dedim siteye girdim. İşaretleri kaldırdım güncellemeye çalışıyorum kabul etmiyor. Resmen tuzak, maile yazsaydınız keşke “yalan söyledik siteden de kapatamıyorsunuz bu seçeneği” diye. “Güncelleme yapmak için telefon numaranızı girmediniz” diyor hata veriyor ve e-posta alma iptalini gerçekleştiremiyorsunuz üstelik birde benden telefon istiyor, konu nereden nereye geldi şimdi. Dedim madem öyle ben üyeliğimi sileyim en iyisi. O da yok. Üyelik silme seçeneği de koymamışlar.

İnternetten araştırdım,  hepsiburada üyeliği nasıl silinir diye milyonlarca başlık açılmış, yalnız değilmişim, herkes aynı dertten muzdarip. Telefonunu veren üyeler daha kötü durumda. Arayan arkadaşlar için yazı şu şekilde;

hepsiburada.com üyelik iptali nasıl yapılır?

Hepsiburada.com üyelik iptali yapmak istediğinizde üyelik iptal aşamalarına ulaşmak bir hayli zor oluyor. Çünkü üyeliğinizi iptal edeceğiniz alanı bir türlü bulamıyorsunuz. hepsiburada.com üyelik iptali gerçekleştirmek isteyen kullanıcılar şu aşamaları gerçekleştirebilir:

hepsiburada.com sitesine giriş yapın.
Daha sonra şu linki tıklayın: http://www.hepsiburada.com/liste/MyPage/Support.aspx
Açılan bize sorun ekranında Sipariş Anı > Sistem Sorunları ile karşılaşıyorum seçeneğini tıklayın.
Sistem Sorunları ile karşılaşıyorum başlığı altında Üyelik iptalimi gerçekleştiremiyorum seçeneğine tıklayın.
Açılan formda herhangi bir kategori ve sipariş seçin.
Konuya hepsiburada.com üyelik iptali yazın.
Detaya da Hepsiburada.com üyeliğimin iptalinin yapılmasını, hesabımın silinmesini talep ediyorum yazın.
Formu gönderin.
hepsiburada.com üyelik iptali için başvuru yapmış oldunuz. Müşteri hizmetleri size konu ile ilgili önüş yapacaktır. Bunun dışında otomatik olarak hepsiburada.com hesabı silmek mümkün olmuyor.

Sakın, hiç bir şekilde hepsiburada.com’u kullanmanızı tavsiye etmem sevgili dostlar. Ahlaki değerlerden bu kadar yoksun, bu kadar düşmüş başka site görmedim.

Durum çok fenaymış;

hepsiburada.com dolandırıcılık üçkağıt yorum şikayet deneyim
hepsiburada.com dolandırıcılık üçkağıt yorum şikayet deneyim
Araştırmalar

Öğrencilerden seçme cevaplar, buyrunuz;

SORU: 1.Murat hangi savaşta ölmüştür?

CEVAP: Katıldığı en son savaşta.

—-

İlkokul 4’te bir Din yazılısı.

SORU: Kitabımızın adı nedir?

CEVAP: Kitabımızın adı “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” kitabıdır.

—-

İlköğretim Fen Bilgisi

SORU: Kurbağaların dolaşım sistemi nasıldır?

CEVAP: Zıplaya zıplaya dolaşırlar.

—-

SORU: Tansiyon hangi durumlarda ölçülemez?

CEVAP: Kolun olmadığı durumlarda

—-

SORU: Kuran’ı anlayıp yorumlayanlara ne denir?

CEVAP: “Aferin” denir.

—-

SORU: Dişi üreme sistemini yazınız.

CEVAP: “Dişi üreme sistemi”

—-

SORU: Bilgisayarın çalışma prensibini kısaca açıklayınız.

CEVAP: Bilgisayarın çalışma prensibi kısaca açıklanamaz.

—-

SORU: İşletim sistemi olmayan bir bilgisayarla neler yapabiliriz?

CEVAP: İşletim sistemi yükleyebiliriz.

—-

SORU: 40 gün nafile ibadetten bile daha sevap olan şey nedir?

CEVAP: 41 gün nafile ibadet.

—-

SORU: Güneş sisteminde olan üç gezegenin ismini yazınız.

CEVAP: Merkür, Venüs, Anüs(!?!)

—-

ÖDEV KONUSU: Küçük başlı hayvanları inceleyiniz.

ÖDEV: İnceledim.

—-

SORU: Sokrates’in “devlet” üzerine düşünceleri nelerdir ?

CEVAP: Sokrates: “bildiğim tek şey, hiç bir şey bilmediğimdir.” demiştir. Bu bağlamda mantık yürütürsek Sokrates devlet hakkında bir şey bilmediğini iddia etmektedir.

—-

SORU: Gece trafiğe yaya olarak çıkarken nasıl kıyafetler giymeliyiz?

CEVAP: Çok şık ve güzel giyinmeliyiz. Karşımıza iyi biri çıkabilir. Romantik bir gece geçirebiliriz.

—-

SORU: Üzüm nasıl tüketilir?

CEVAP: Yenerek.

—-

SORU: Miraçta gelen 3 emir nedir?

CEVAP: Oku, oku, oku.

—-

SORU: 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı’nın nedenlerini ve sonuçlarını yazınız.

CEVAP: Bilinen nedenlerden dolayı istenilen sonuçlar elde edildi.

—-

SORU: (8 + 7)/(8 x 7)

CEVAP: 8’ler birbirini götürür. 7’ler de birbirini götürür. Cevap sıfır

—-

SORU: Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasası nedir?

CEVAP: Birinci anayasa

—-

SORU: İlk Türk denizcisi kimdir?

CEVAP: Temel Reis

—-

SORU: Tekke ve zaviye nedir?

CEVAP: Osmanlı döneminde erkeklerin giydiği kıyafetlerdir…

—-

SORU: Hz.Muhammed Mekke’den Medine’ye göç etmeden önce Mekke’de kalan Müslümanlara ne demiştir?

CEVAP: Hadi Allah’a emanet olun..

Araştırmalar

Kenevir, hep kötü bilirdim. Meğer kötü olarak yansıtılmasının bir sebebi varmış.. Araştırma yaparken tesadüfen denk geldim aşağıdaki yazıya, okumanızı tavsiye ederim. Buyrunuz;

Kenevir

Kenevir nedir, faydaları ve kullanım alanları nelerdir?
Kenevir nedir, faydaları ve kullanım alanları nelerdir?

Kenevirin üretimi ve satışı, dünyanın bazı ülkelerinde tamamen yasaklıdır; bazılarında ise kısıtlı olarak yapılabilmektedir. Türkiye de, kenevirin yasaklı olduğu ve uyuşturucu sınıfında yer aldığı ülkelerden biri. Dolayısıyla kenevir deyince, sizin de aklınıza sadece “marijuana” geliyor olabilir; üzülmeyin çünkü suç sizde değil. Peki eski tarihlerde üretimi yaygın olan ve hatta Amerika’da üretimini yapmayan çiftçilerin hapse atılmasına neden bu bitki, niçin bizim düşmanımız? Kenevir bize ne etti? Bu sorunun cevabını vermeden önce, kenevirin hiç bilmediğiniz faydalarına bir bakalım:

KENEVİRİN BİLİNMEYEN FAYDALARI:

1. Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.

2. Yine bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaça eş kağıt üretilebilir.

3. Kenevir tam 8 kez kağıda dönüştürülebilirken, ağaç 3 kez kağıda dönüştürebilir.

4. Kenevir 4 ayda yetişir, bir ağaç ise 20-50 yılda…

5. Kenevir, gerçek bir radyasyon temizleyicidir.

6. Kenevir dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymaz.

7. Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa, tarım ilacı sektörü tamamen ortadan kalkabilir.

8. İlk kot pantolon, kenevirden yapılmıştır; hatta “kanvas” kelimesi kenevir ürünlerine verilen isimdir. Kenevir ayrıca ip, halat, çanta, ayakkabı, şapka yapımı için de ideal bir bitkidir.

9. Kenevir, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma; romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kullanılmaktadır.

10. Kenevir tohumunun protein değeri çok yüksektir ve içindeki iki yağ asidi de doğada başka hiçbir yerde bulunmamaktadır.

11. Kenevirin üretimi soyadan bile daha ucuzdur.

12. Kenevirle beslenen hayvanlar, hormon takviyesine ihtiyaç duymaz.

13. Plastik ürünlerin tamamı, kenevirden üretilebilir ve kenevir plastiğinin doğaya dönüşmesi oldukça kolaydır.

14. Bir arabanın gövdesi kenevirden yapılırsa, dayanıklılığı çelikten tam 10 kat fazla olur.

15. Binaların yalıtımı için de kullanılabilir; dayanıklı, ucuz ve esnektir.

16. Kenevirle yapılan sabunlar ve kozmetik ürünler, suyu kirletmez; yani tamamen doğa dostudur. Sayısız faydası olan kenevir, bir zamanlar dünyanın en önemli üretim bitkilerinden biriydi ama bugün, üretimi yasak.

Hatta Amerika’da 18. yüzyılda üretimi zorunluydu ve üretmeyen çiftçiler hapse atılıyordu. Ancak durum şimdi tam tersi.

Nedenini ise, şu bilgiler ışığında anlamak hiç de zor değil:

-W. R. Hearst, 1900’lü yıllarda Amerika’da gazete, dergilerin ve medyanın sahibiydi. Ormanları vardı ve kağıt üretiyordu. Eğer kenevirden kağıt yapılırsa, milyonlarını kaybedebilirdi.

-Rockefeller, dünyanın en zengin adamıydı. Petrol şirketi vardı. Bio yakıt olan kenevir yağı da, elbette onun en büyük düşmanıydı.

-Mellon, Dupont şirketinin ana hissedarıydı ve petrol ürünlerinden plastik üretmek için patente sahipti. Ve kenevir endüstrisi, onun pazarını tehdit ediyordu.

-Sonra ise, Mellon ABD Başkanı Hoover’in hazine bakanı oldu. Bu bahsettiğimiz büyük isimler yaptıkları toplantılarda, kenevirin bir düşman olduğuna karar verdiler. Ve onu ortadan kaldırdılar.

Medya aracılığıyla, marihuana sözcüğüyle birlikte keneviri, insanların beynine, zehirli bir uyuşturucu olarak kazıdılar. Kenevir ilaçları piyasadan çekildi, bunun yerini bugün kullanılan kimyasal ilaçlar aldı. Kağıt üretimi için, ormanlar katledildi. Tarım ilaçları ile zehirlenme ve kanser arttı. Ve derken dünyamızı plastik çöplerle, zararlı atıklarla donattık…

İnsanoğlu, doğayı tüketmenin bir yolunu her zaman bulur ne de olsa; değil mi?

kaynak: indigo dergisi (12.11.2015)

Benan Çetin

Günlük

Nereni Düzelteyim?

Adamın biri kurban mevzusundan bahsediyor ve anlatıyormuş;

Çocuğu olmayan Hz. Davut Allah’a dua etmiş, Yarabbi bana bir kız çocuğu ver onu da kurban edeyim demiş, kızı olmuş, kızının adını Ayşe koymuş. Tam kurban edecekken Azrail gökten keçi göndermiş…

O esnada dinleyenlerden birisi dayanamamış ve demiş ki “Neresini düzelteyim?”
Hz. Davut değil, İbrahim…
Kız değil, erkek…
Azrail değil Cebrail…
Keçi değil, koç….

 

Kitap ve Edebiyat

Sevemedim kendisini.

Az önce kitabını bitirdim. Kötü reklam olmasın diye kitabın ismini bile paylaşmıyorum. Amerikalı bir yazarın kitabını bitirmiş gibiyim.

  • Kendisi Amerika’da eğitim görmüş – Anladık
  • Amerika’lı yazarların kitabını bitirmiş – Anladık
  • Amerika’da öyleymiş.. Amerika’da şöyleymiş..

Bizim yazarların en büyük sıkıntısı bence. “Boşlar..”.

Diyorlar ki “Ben yazar değilim, bir birikimim de yok, en iyisi Amerika’da en çok satan kitapları Türkçe’ye çevirip satayım.”

Sonra sahnede büyük yazar “Doğan Cüceloğlu”nun Amerika’da en çok satılan “a” kitabını Türkçeye çevirip kendi fikirleriymiş gibi kitaplaştırmasını izliyoruz.

Saçma sapan bir kitaptı özetle. Kendisinin kitaplarını tavsiye etmem.

Müzik

Ozanlar .. O kadar çok olmalarına rağmen maalesef pek çoğunun ismi bilinmemekte. Gecenin bir vakti Pir Sultan Abdal dinlerken pek çoğunu araştırmış bulundum. Daha sonra araştıracak arkadaşlara kolaylık olması açısından isimlerini alfabetik olarak paylaşıyorum. Belki ozanlarımız ile ilgili bulduğum diğer bilgileri de kapsayan bir yazı dizisi hazırlayabilirim.

Esenlikle,
Benan Çetin

Buyrunuz liste;

Ozanlar Listesi

Adı A Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Abdal Musa Sultan,Agahi,Ali Baki,Ali Çağan,Ali Ercan,Ali Ertekin,Ali Kızıltuğ,Aşık Ali İzzet,Aşık Beyhani,Aşık Büryani,Aşık Daimi,Aşık Dursun Cevlani,Aşık Enver Saraç,Aşık Erbabi,Aşık Ferrahi,Aşık Feymani,Aşık Garibi,Aşık Gül Ahmet,Aşık Hasan Hüseyin Orhan,Aşık Haydar Bektaş,Aşık Hüdai,Aşık Hüseyin,Aşık Hüseyin Çırakman,Aşık Hüseyin Gürsoy,Aşık Hüseyin Orhan,Aşık İbrahim,Aşık İbreti,Aşık İhsani,Aşık Kemali,Aşık Kerem,Aşık Kurşun Saraç,Aşık Mahzuni Şerif,Aşık Mızarlı,Aşık Minhaci,Aşık Miskini,Aşık Muharrem Naci Orhan(İkrari),Aşık Nihani,Aşık Nimri Dede,Aşık Nuri Çırağı,Aşık Ömer,Aşık Özeri,Aşık Özlemi,Aşık Pervani,Aşık Reyhani,Aşık Rüstem Alyansoğlu,Aşık Said,Aşık Sümmani,Aşık Şem’i,Aşık Şenlik,Aşık Tüccari,Aşık Veli,Aşık Veysel Şatıroğlu,Aşık Yanguni,Aşık Zevraki,Aşık Zülali,Aşıki

Adı B Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Bayburtlu Zihni

Adı C – Ç Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Celal Güzelses,Cevri (Nejat Birdoğan),Ceylani,Çekiç Ali,Çeşmi

Adı D Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Dadaloğlu,Davut Sulari,Dede Korkut,Dertli,Dertli Divani,Derviş Ali,Devrani

Adı E Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Enver Demirbağ,Er Mustafa,Ercişli Emrah,Erdinç Hoca,Erzurumlu Emrah,Eşrefoğlu Rumi

Adı F Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Fakiri,Feyzullah Çınar,Fikret Dikmen

Adı G Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Garip Bektaş,Gevheri,Gufrani,Gurbeti

Adı H Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Hacı Taşan,Harabi,Hekimhanlı Esiri,Hilmi Şahballı,Hisarlı Ahmet,Hodlu Noksani,Huzuri,Hüroğlu

Adı I-İ Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

İbrahim Bakır,İhsan Ozanoğlu,İlhami Arslantaş

Adı K Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Kaplani,Karacaoğlan,Karacaoğlan (Yozgatlı),Karslı Hicabı,Kaygusuz Abdal,Kazak Abdal,Kemal Eroğlu,Köroğlu,Kul Ahmet,Kul Himmet Üstadım,Kul Nesimi,Kul Sefili,Kul Şahin,Kuloğlu

Adı M Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Mahmut Erdal,Mazlumi (Ali Ballıktaş),Meçhuli,Mehmet Ali Karababa,Mehmet Zeki Ateş,Meluli (Latife),Mesleki,Mihneti,Mirati,Muharrem Ertaş,Muhlis Akarsu,Murat Çobanoğlu

Adı N Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Nesimi Çimen,Neşet Ertaş,Noksani

Adı O Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Osman Dağlı,Ozan İhlasi,Ozan Sinemi,Ozan Şahturna

Adı P Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Pir Sultan Abdal

Adı R Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Rahim Baykara,Refik Başaran,Rindani,Ruhsati

Adı S Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Sabit İnce,Sefil Eröksüz,Sefil Selimi,Serdari,Seyit Meftuni,Seyrani,Seyyid Nizamoğlu,Sıdkı Baba (Pervane),Solmazgül,Sururi

Adı Ş Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Şah Hatayi,Şekip Şahadoğru,Şemsi Yastıman,Şeref Taşlıova

Adı T Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Talibi Coşkun,Teslim Abdal,Tokatlı Gedayi,Turabi

Adı U Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Umut Yurdusar

Adı V Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Virani

Adı Y Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Yemini,Yunus Emre,Yüksel Yıldız

Adı Z Harfi İle Başlayan Ozanlarımız

Zaralı Halil,Zileli Ceyhuni

Araştırmalar

Olimpik bar konusunda bilgi kirliliği azami derecede. Çünkü merdiven altı üretilen ağırlık barları veya ağırlık diskleri olimpik olmamasına rağmen olimpik-miş gibi satılıyor. Buna inanıp alan arkadaşlar da daha sonra başka yerden olimpik bar için ağırlık aldıklarında kullanamıyorlar.  Çünkü ilk aldıkları veya ikinci aldıkları ağırlıklar birbirleri ile uyumsuz oluyor.  “Bunlar olimpik uyumlu olması gerekmiyor mu?” şeklinde aldıkları yere bir soru yönelttiklerinde ise daha farklı yalanlar ile karşılaşabiliyorlar.

O yüzden olimpik barın özellikleri nelerdir bakalım;

Olimpik Bar Ölçüleri (Erkekler için)

Olimpik Bar Çapı Uzunluğu Ölçüleri Ebatları Boyutları Ağırlığı Özellikleri ( Specs dimensions and weight of an olympic bar )
Olimpik Bar Çapı Uzunluğu Ölçüleri Ebatları Boyutları Ağırlığı Özellikleri ( Specs dimensions and weight of an olympic bar )

Olimpik Bar Ağırlık: 20 Kilogram

Olimpik Bar Toplam Uzunluk: 2.2 metre

Olimpik Bar İç Bölge Uzunluk: 131 cm

Olimpik Bar Kollarının Uzunluğu (Ağırlık Takma Yerleri Uzunluğu): 41.5 cm

Olimpik Bar İç Bölge ve Kollar arası sınır: 3 cm

Olimpik Bar İç Bölge Çap: 28 mm yani 2.8 cm

Olimpik Bar Kol Çap: 5 cm ( Yani Olimpik Barda 5 cm çaplı ağırlık plakaları kullanılır. )

Yani bu özellikler var ise bir ağırlık barı olimpik ağırlık barıdır. Bu özellikler yok ise olimpik bar etiketlerine inanmayınız sevgili dostlar.

Olimpik barın 50 mm, yani 5 cm çapında ağırlık plakaları kullandığını belirttik. Piyasadaki diğer ağırlık plakaları ise şu şekilde;

Standart olan 5 tip plaka ve bar sistemi var. Küçükten büyüğe sıralarsak..

1. 24mm voit plaka (siyah plastik kaplı demir eski plakar)
2. 25mm en çok bulunan ve en ucuz plaka (delta,avessa,povit,taj mahal, altis vs. markalarda plakalar)
3. 27mm Amerikan menşei gym çıkması çok eski plakalar (çoğunlukla üstü yazısız olur)
4. 28mm domyos (decathlon) plakalar
5. 30mm energetics (interspor) plakalar

Esenlikle,
Benan Çetin

Araştırmalar

Atatürk gibi düşün deyimini gerçekte var mı sizler için araştırdım. Norveççe’de Atatürk gibi düşün şeklinde bir deyim bulunuyor mu? Bu söz nereden çıktı? İlknur Güntürkün Kalıpçı isimli yazarın yazdıkları olayı nasıl bir boyuta getirdi? Yazımıza başlayalım;

Bugün Türkiye’de olan olaylar neticesinde haberleri okurken altına yazılan yorumlardan birisi dikkatimi çekti;

“Eğer zorda kalırsan, İçinden çıkılamaz bir durumdaysan, Atatürk gibi düşün” – İsveç Atasözü

( “If you are in trouble, if it is inextricable, think like Ataturk” – Swedish Proverb )

( Yada When you feel hopeless think like Atatürk.)

(”Çaresiz kaldığında Atatürk gibi düşün” olarak da biliniyor. ) 

Araştırınca sözün diğer versiyonlarını buldum;

Atatürk gibi düşün – Norveççe deyim

Atatürk gibi ol – Norveççe deyim

Bu sözün doğruluğunu araştırdım, pek çok Türk arkadaş yabancı forumlarda bu sözler İsveççe’de ve Norveççe’de geçiyor mu diye sormuşlar. Hepsi olumsuz cevap almışlar. Yani bu sözler İsveççe’de ve Norveççe’de yok..

“Atatürk gibi düşün” Sözü Hiç mi yok?

İsveççe’de okuduğum kaynaklarda “Atatürk”’ü bırak, “Türk” geçen bir atasözü veya deyim yok.

Norveççe’ye gelince; Atatürk ile ilgili bir deyim yok söylenenlere göre.  “sint som en tyrk”-angry as a turk (Türk gibi sinirli) deyimi var. Bunu Norveçli arkadaşlar kabul ediyorlar.. Bu deyim iyi bilinirmiş hatta.

Birde Türk arkadaşlar Norveççe’de “Staerk som Turk” (strong as Turk) (Türk gibi güçlü) deyiminin olup olmadığını sormuşlar arkadaşlara, fakat Norveçli arkadaşlar böyle bir deyimin de olmadığını söylemişler ve eklemişler “varsada biz bilmiyoruz”..

Bu arada not olarak belirteyim, Fransızca’da “fort comme un turc” – Türk gibi güçlü deyimi vardır. Norveççe’de değil.

O zaman bu iddia nereden çıktı?

Bu söz Prof. Dr. “İlknur Güntürkün Kalıpçı”’nın notlarındaki şu satırlara dayanıyor;

2004 de bir konferans veriyorum birden bir hanımefendi ayağa fırladı. Dediki “Ben Norveçliyim ve şu anda Norveç’te çok sık kullandığımız bir deyim var, bu deyimin anlamını anladım” dedi. Hanımefendi “nedir o deyim” dedim. “Norveççe’de “ATATÜRK gibi düşünmek” deyimi var. Çok sık kullanırız bu deyimi” “nerelerde kullanırsınız” dediğimde “Hani bir problem veririz çöz diye o da tembellik eder çözmez. Deriz ki ona bu problemin mutlaka çözümü var. Birde ATATÜRK gibi düşün”. O gün otelime geldim televizyonu açtım o kadar çok kişiye bir de ATATÜRK gibi düşün dediğimi hatırlıyorumki galiba Norveççe’den çok bizim dilimizin bu deyime fazlasıyla ihtiyacı var diye düşünmeden de edemedim.

Diğer Bir Hikaye

Daha değişik versiyonuda var, Başka bir arkadaş şu hikayeyi kanıt olarak sunmuş :

Genç Türk işadamı Utku Oğuz, bilgisayarında kayıtlı son Atatürk fotoğrafını Projeksiyon makinesinin aydınlattığı duvara yansıtıp sözlerini tamamladı:
– İşte, Anadolu aydınlanmasının temeli olan Türk Devrimi budur…

Perugia’nın önde gelen kişilerinin oluşturduğu Felsefe ve Tarih Kulübü’nün üyeleri ve konuklar büyük bir coşkuyla alkışladırlar genç adamı. Genç adam da bir saatlik ‘1918 – 1939 arası Türkiye ve Atatürk Reformları’ konferansının gördüğü ilgiden mutlu, biraz da şaşkındı!

Kulübün başkan yardımcısı İtalyan dostu bir süre önce, “Şu hayranı olduğun ve her karşılaşmamızda bana anlatıp durduğun Atatürk’ü bizim kulüp üyelerine de anlatır mısın?” dediğinde hiç tereddütsüz kabul etmiş, ama böylesine yoğun bir ilgi ve heyecanla karşılanacağını düşünmemişti…

Ve deyim kullanılıyor;

Ama Utku Oğuz için o 18 mayıs gecesini asla unutulmayacak kılan yorum, orada konuk olarak bulunan yaşlı bir Norveç’liden geldi:
– Norveç dilinde “Mustafa Kemal gibi düşünmek” diye bir deyim vardır…
Herhangi bir problem karşısında, çözümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirmeden teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çözüm üretmek için yaratıcılığını zorlama zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve zihin tembeli kişilere söylenir bu söz… Bu tip insanlara derhal, “Hayır, yanılıyorsun bu problemin mutlaka bir çözümü olmalı, biraz da Mustafa Kemal gibi düşün” deriz…
Ancak sizin bu geceki sunuşunuzdan sonra bu sözün arkasındaki anlamı çok daha derin bir şekilde kavramış durumdayım; bu güzel fotoğraflar eşliğinde yaptığınız sunşunuz bana bu yaşımda bir şey daha öğretti; yani benim anadilim olan Norveççeye yerleşmiş olan eski bir deyimin arkasındaki gerçek ve derin anlamı! Size bunun için minnettarım…

Genç Türk’ün gözleri yaşardı… Dünyanın bir başka ucundaki ülkenin anadilinde bir deyim olarak yerleşmiş büyük devrimciyi bir kez daha minnet ve özlemle andı.
Yalnızca bir saatlik bir konferans olarak planlanan gece ancek 19 Mayıs’ın ilk saatlerinde sona erebildi.

Saatlerce süren tartışma ve yorumlar ise şu ortak yargıyla sonuçlandı:

– Atatürk Devrimleri bütün ülkelere uygulanabilecek evrensel bir reçetedir. Zira din ve etnik ayrım temellerine dayanmayan çağdaş devlet modeli ne kadar çok ülkede uygulanırsa, dünya o kadar daha huzur ve barış içinde bir yer olacaktır…

Genç adam gecenin sessizliğinde yürürken büyük bir iç sızısıyla “Türk Devrimi’ni yıkmak için yola çıkan kerşı devrimciliğin ülkeyi sürüklediği bataklığı, “Başka çare yok” diyerek IMF’nin önünde boyun büken siyasetçileri” düşündü. Sonra büyük bir heyecan ve coşkuyla yaşlı Norveçli’nin bu kölelik zincirini kırmak için müthiş bir formül sunduğunu anımsadı

Sonuç Olarak;

2. hikayeyi zaten geçiyorum, bir dayanağı yok, 1. hikayenin kaynağı İlknur hanım o yüzden;

Kulaktan kulağa oyunu vardır, “ali ata bak” dersin, “veli ata bin” olur. Artık yanlış anlaşılma mı var, veya çevirme hatası mı, veya ayağa fırlayan kadın derdini mi anlatamadı, İlknur hanım mı yanlış anladı bilemeyiz.

Fakat şu an için görünen o ki, Norveççe’de sadece “Türk gibi sinirli” deyimi var, Atatürk ile ilgili bir deyim veya atasözü yok.

Ve görünen o ki, İsveççe’de de Atatürk ve Türklük ile ilgili bir deyim veya atasözü yok.

Tarihle ilgili bazı bilgilerin internette bilerek veya bilmeyerek yanlış yazıldığı bir gerçek. O yüzden görünen o ki lafını kullanıyorum, çünkü bu durumun, kimin yazdığı belli olmayan hikayelerden değil, düzgün kaynaklardan doğrulanması gerek.

Notlar

Not 1(12.2012): Yeni yeni bu konuyla ilgili yazılarla karşılaşıyorum, “Atatürk gibi düşün deyimi hangi ülkelerde kullanılır” diye, sanırım bazı arkadaşlar Norveç’i geçmişler uydurulan deyimi daha büyük bir kesime mal etmeye çalışıyorlar..

Not 2(07.2013): Komiktir, bu deyim “Kim Milyoner Olmak İster” adlı yarışma programında sorulmuştur. Yarışmacı dava açsa rahatlıkla kazanır.

Not 3(07.2013): Bu deyim yoktur. Var olduğunu iddia edenler deyimi gerçek dilinde söyleyememektedir. Norveççe “ å være som Ataturk  ” şeklinde aratıldığında bile google bize sadece bu deyimin olduğuna inanmak isteyen Türk sitelerini göstermektedir. Norveçli arkadaşlar kendi dilinde Atatürk ile ilgili deyimler hakkında araştırma yaptıklarında bu şekilde bir deyim bulamamıştır. “ når du føler deg håpløs tenke som Atatürk” ise google translate tarzı sitelerden çevrilmiş bir cümledir ve arama sonuçlarında sadece buna inanmak isteyen Türk internet siteleri çıkmaktadır.

Not 4(07.2013): Şunu da belirtmekte fayda var, bu deyimin olduğunu iddia eden ve yayan şahıs İlknur Güntürk’ün hakkında araştırma yaptığımda, kendisinin profesör veya profesör doktor gibi unvanları olmadığını fakat kendisinin bu unvanları adını yazarken kullandığını öğrendim. Ayrıca kendisi Atatürk ile ilgili pek çok hikaye anlatmış ve bu hikayelerden bazıları ortalığı karıştırmış. Yani  bu hikayeler ya kanıtlanmamış yada yanlış çıkmış. (“Atatürk bilmem kimle görüşmüş” gibi, veya “Atatürk birine yardım etmiş” gibi daha önce duyulmamış sadece kendisinin anlattığı hikayeler, bu konuyu da daha sonra yazacağım.)

Atatürk gibi düşün ilknur güntürkün kalıpçı
Atatürk gibi düşün ilknur güntürkün kalıpçı

Kitap Basıldı

Not 5(03.2016): Celal Bayar’ın “ Atatürk gibi düşünmek “ adında kendi düşüncelerini dile getirmek adına yazdığı bir kitabının bulunduğunu da belirtelim. Kitapla ilgili yorum şu şekilde:

Atatürk’ün düşünce yapısı ile ilgili bilgiler içermesini bekliyordum. Lakin kitap tamamen Celal Bayar’ın siyasi görüşlerinden oluşmakta. 184 sayfalık bu kitapta, Atatürk’ün düşünce sistemiyle alakalı 10 sayfa yer yoktur. Celal Bayar kendi düşüncelerini, Atatürk üzerinden dile getirmiş diyelim. Çok sığ buldum. Okumanızı, zaman kaybetmenizi tavsiye etmem.

Ayrıca İsmail Tezgel’in de “Aklın ve Bilimin Işığında Atatürk Gibi Düşünmek” adında bir kitabı vardır.

Not 6(03.2016): Norveçi, İsveçi geçtim gün itibariyle bir gazete yazarı şunu yazmış yeni farkettim.

Atatürk gibi düşünmek” Finlandiya’da yaygın olarak kullanılan bir deyimmiş. İlknur Kalıpçı’nın Nazilli’deki güzel söyleşisini izlemeseydim, öğrenemeyecektim. Usun (akılın) önde olduğu, duygusallıktan ırak, mantıklı, bilimsel düşünmeye, Atatürk gibi düşünmek diyorlarmış.

Arkadaş, Finlandiya’yı nereden çıkardınız??

Not 7(03.2016): Gürkan Genç arkadaşımız bloğunda Norveç seyahatinde böyle bir deyimin olmadığını bizzat Norveçlilere sorarak teyit etmiştir.

Türkiye’de sık söylenen Norveç deyimi “Atatürk gibi düşün” aslında kocaman bir yalan, onların böyle bir deyimi yok, hatta İsveç’de de böyle bir deyim veya özlü söz hiç söylenmemiş.

Not 8(11.2016): Bu sözün olduğunu iddia eden arkadaşlar sözü orjinal dilinde kaynak göstererek bulabilirlerse, buraya da ekleyebiliriz insanlarda öğrensin. (Ki yok, olmayan bir şeyi bulamazsınız.) Bana bu söz vardır şeklinde mail atmanız sözün var olduğunu ispatlamaz

Dövme Yapıldı

Not 9(11.2016): Cehalet..

Atatürk gibi düşün atasözü deyim dövme
Atatürk gibi düşün atasözü deyim dövme

Not 10(04.2017): Bu kadar komedi fazla ama, profesör diye biliyor millet hala..

İlknur Güntürkün Kalıpçı…  26 yıllık Atatürk araştırmacısı.  “Atatürk kimdir?“  konulu videosunu facebook’daki bir paylaşımda izlediğimde , göz yaşlarımı tutamadım.  “Yok “dedim , “böyle güzel insanlar var olduğu müddetçe bizim sırtımızı yere getiremeyecekler, ne kadar gayret etseler de”…

Okullarda bize,  “pembe boyalı ev “ ,  “kardeşi ile karga kovalama maceraları ” benzeri  anlatılanların ne kadar yetersiz olduğunu , kendisinin de bu kadar yıllık Atatürk araştırmacısı olmasına karşın , anlattığı kaynaklara yeni ulaşabildiğini söylüyor , bu eli öpülesi  profesörümüz.

Videodan aklımda kalanları paragraflar şeklinde aktaracağım.  İlgilenenler  bahis konusu prfesörün isminden ilgili videoya ulaşabilirler.

Başkaları gibi,  bir de biz ;   özellikle bugünlerde  “Bi’de Atatürk gibi düşünebilsek…“  çözülmez sandığımız ne sorunların üstesinden gelebileceğiz kimbilir…

Not 11(12.2017): Şunu da belirteyim; sanmayın ki bu “olmayan bir şeyi varmış” gibi gösterme olayı sadece bize mahsus. Hatta bizdeki devede kulak kalıyor bile diyebilirim. Örneğin deyim orjinalde “Türk gibi güçlü”.. fakat öyle kaynaklara rastlıyorum ki Ermeni kaynaklara göre “Ermeni gibi güçlü”, Alman kaynaklara göre “Alman gibi güçlü”, Rum kaynaklara göre “Rum gibi güçlü”, Sırp kaynaklara göre “Sırp gibi güçlü” şeklinde yansıtılıyor.

Hatta maalesef bazı yabancı siteler kasıtlı olarak ırkçı sözleri Türkçe’de varmış gibi yansıtıyor. Örnek vermek gerekirse Litvanya tabanlı bir sitede Türkçe’de “Hiç bir zaman bir Rum’a arkanı dönme” şeklinde bir atasözü olduğu iddia edilmiş. Halbuki öyle bir atasözü Türkçe’de mevcut değil. Ve bu söz tamamen kötü niyetli birileri tarafından ortaya atılmış bir söz.  (Aklıma gelmişken Fetöcülerin internet sitesi serverları da hep Litvanya’dan çıkmıştı..)

Not 12 (01.2018):  Ayrıca yenice fark ettim, İlknur Hanım 2004’de bir konferansta böyle bir şey yaşandığını yazmış. Fakat bir sözlükte 2002 yılında şöyle bir yazı paylaşılmış;

mustafa kemal gibi düşünmek
“Herhangi bir problem karşısında, çözümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirmeden teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çözüm üretmek için yaratıcılığını zorlama zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve zihin tembeli kişilere söylenen, Norveç diline yerleşmiş eski bir deyim.” (23.07.2002 – nausean)

Tahmin edebileceğiniz gibi bu yazının hiç bir dayanağı yok. Fakat buradan anlaşılan o ki; İlknur hanım 2002 yılında bir sözlükte yazılan yukarıdaki ilgili yazıyı görmüş, 2004 yılında hikayeleştirmiş, hikayeyi kitabında yazmış, panellerde ve konuşmalarda böyle bir şey yaşanmış gibi anlatmıştır. Sonrası malum, inanan herkes her ortamda bu sözü varmış gibi paylaşır hale gelmiştir.

Esenlikle,
Benan Çetin

ilk yazı tarihi: 21.08.2012-10:37 A.M.
/ son kaynak: toncha