Araştırmalar

Efendim. Artık ahlaki değerler, gözünü para bürümüş ahlaki değerlerden yoksun yöneticiler tarafından o derece ayaklar altına alındı ki, ağlanacak hale güler duruma geldik.( Hayır merak ediyorum bu yöneticiler para için artık ne kadar düşecekler?  )

Digiturk veya D-Smart’ın bize üye oldunuz artık üyeliğinizi iptal edemezsiniz, ancak ölüm bizi ayırabilir modundan sonra (Allahtan onlarada bulaşmadım, ama biliyorum) şimdi alışveriş sitelerinde aynı durumlar ortaya çıkmaya başladı.

Hepsiburada.com denen siteden vakti zamanında bir şeyler almıştım. O günden beri istemediğim reklam mailleri atıyorlardı. Şu e-posta listesinden çıkayım dedim. Mailde e-posta listesinden çıkacak link yok, önceden bir linke tıklar çıkardık.. (teknoloji o kadar geriye gitmiş ki(!))

Şöyle bir yazı koymuşlar maile;

Hepsiburada.com’dan promosyon ve duyuru mesajı içeren e-posta almak istemiyorsanız, “Üyelik Bilgilerim” sayfasındaki “Kampanyalardan e-postayla haberdar olmak istiyorum” seçeneğinin yanındaki işareti kaldırın. Bilgilerinizi hemen güncellemek için tıklayın.

Adamlar üşenmemiş, şunları şunları yapın diye anlatmışlar. Neyse dediklerini yapayım dedim siteye girdim. İşaretleri kaldırdım güncellemeye çalışıyorum kabul etmiyor. Resmen tuzak, maile yazsaydınız keşke “yalan söyledik siteden de kapatamıyorsunuz bu seçeneği” diye. “Güncelleme yapmak için telefon numaranızı girmediniz” diyor hata veriyor ve e-posta alma iptalini gerçekleştiremiyorsunuz üstelik birde benden telefon istiyor, konu nereden nereye geldi şimdi. Dedim madem öyle ben üyeliğimi sileyim en iyisi. O da yok. Üyelik silme seçeneği de koymamışlar.

İnternetten araştırdım,  hepsiburada üyeliği nasıl silinir diye milyonlarca başlık açılmış, yalnız değilmişim, herkes aynı dertten muzdarip. Telefonunu veren üyeler daha kötü durumda. Arayan arkadaşlar için yazı şu şekilde;

hepsiburada.com üyelik iptali nasıl yapılır?

Hepsiburada.com üyelik iptali yapmak istediğinizde üyelik iptal aşamalarına ulaşmak bir hayli zor oluyor. Çünkü üyeliğinizi iptal edeceğiniz alanı bir türlü bulamıyorsunuz. hepsiburada.com üyelik iptali gerçekleştirmek isteyen kullanıcılar şu aşamaları gerçekleştirebilir:

hepsiburada.com sitesine giriş yapın.
Daha sonra şu linki tıklayın: http://www.hepsiburada.com/liste/MyPage/Support.aspx
Açılan bize sorun ekranında Sipariş Anı > Sistem Sorunları ile karşılaşıyorum seçeneğini tıklayın.
Sistem Sorunları ile karşılaşıyorum başlığı altında Üyelik iptalimi gerçekleştiremiyorum seçeneğine tıklayın.
Açılan formda herhangi bir kategori ve sipariş seçin.
Konuya hepsiburada.com üyelik iptali yazın.
Detaya da Hepsiburada.com üyeliğimin iptalinin yapılmasını, hesabımın silinmesini talep ediyorum yazın.
Formu gönderin.
hepsiburada.com üyelik iptali için başvuru yapmış oldunuz. Müşteri hizmetleri size konu ile ilgili önüş yapacaktır. Bunun dışında otomatik olarak hepsiburada.com hesabı silmek mümkün olmuyor.

Sakın, hiç bir şekilde hepsiburada.com’u kullanmanızı tavsiye etmem sevgili dostlar. Ahlaki değerlerden bu kadar yoksun, bu kadar düşmüş başka site görmedim.

Durum çok fenaymış;

hepsiburada.com dolandırıcılık üçkağıt yorum şikayet deneyim
hepsiburada.com dolandırıcılık üçkağıt yorum şikayet deneyim
Araştırmalar

Öğrencilerden seçme cevaplar, buyrunuz;

SORU: 1.Murat hangi savaşta ölmüştür?

CEVAP: Katıldığı en son savaşta.

—-

İlkokul 4’te bir Din yazılısı.

SORU: Kitabımızın adı nedir?

CEVAP: Kitabımızın adı “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” kitabıdır.

—-

İlköğretim Fen Bilgisi

SORU: Kurbağaların dolaşım sistemi nasıldır?

CEVAP: Zıplaya zıplaya dolaşırlar.

—-

SORU: Tansiyon hangi durumlarda ölçülemez?

CEVAP: Kolun olmadığı durumlarda

—-

SORU: Kuran’ı anlayıp yorumlayanlara ne denir?

CEVAP: “Aferin” denir.

—-

SORU: Dişi üreme sistemini yazınız.

CEVAP: “Dişi üreme sistemi”

—-

SORU: Bilgisayarın çalışma prensibini kısaca açıklayınız.

CEVAP: Bilgisayarın çalışma prensibi kısaca açıklanamaz.

—-

SORU: İşletim sistemi olmayan bir bilgisayarla neler yapabiliriz?

CEVAP: İşletim sistemi yükleyebiliriz.

—-

SORU: 40 gün nafile ibadetten bile daha sevap olan şey nedir?

CEVAP: 41 gün nafile ibadet.

—-

SORU: Güneş sisteminde olan üç gezegenin ismini yazınız.

CEVAP: Merkür, Venüs, Anüs(!?!)

—-

ÖDEV KONUSU: Küçük başlı hayvanları inceleyiniz.

ÖDEV: İnceledim.

—-

SORU: Sokrates’in “devlet” üzerine düşünceleri nelerdir ?

CEVAP: Sokrates: “bildiğim tek şey, hiç bir şey bilmediğimdir.” demiştir. Bu bağlamda mantık yürütürsek Sokrates devlet hakkında bir şey bilmediğini iddia etmektedir.

—-

SORU: Gece trafiğe yaya olarak çıkarken nasıl kıyafetler giymeliyiz?

CEVAP: Çok şık ve güzel giyinmeliyiz. Karşımıza iyi biri çıkabilir. Romantik bir gece geçirebiliriz.

—-

SORU: Üzüm nasıl tüketilir?

CEVAP: Yenerek.

—-

SORU: Miraçta gelen 3 emir nedir?

CEVAP: Oku, oku, oku.

—-

SORU: 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı’nın nedenlerini ve sonuçlarını yazınız.

CEVAP: Bilinen nedenlerden dolayı istenilen sonuçlar elde edildi.

—-

SORU: (8 + 7)/(8 x 7)

CEVAP: 8’ler birbirini götürür. 7’ler de birbirini götürür. Cevap sıfır

—-

SORU: Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasası nedir?

CEVAP: Birinci anayasa

—-

SORU: İlk Türk denizcisi kimdir?

CEVAP: Temel Reis

—-

SORU: Tekke ve zaviye nedir?

CEVAP: Osmanlı döneminde erkeklerin giydiği kıyafetlerdir…

—-

SORU: Hz.Muhammed Mekke’den Medine’ye göç etmeden önce Mekke’de kalan Müslümanlara ne demiştir?

CEVAP: Hadi Allah’a emanet olun..

Araştırmalar

Kenevir, hep kötü bilirdim. Meğer kötü olarak yansıtılmasının bir sebebi varmış.. Araştırma yaparken tesadüfen denk geldim aşağıdaki yazıya, okumanızı tavsiye ederim. Buyrunuz;

Kenevir

Kenevir nedir, faydaları ve kullanım alanları nelerdir?
Kenevir nedir, faydaları ve kullanım alanları nelerdir?

Kenevirin üretimi ve satışı, dünyanın bazı ülkelerinde tamamen yasaklıdır; bazılarında ise kısıtlı olarak yapılabilmektedir. Türkiye de, kenevirin yasaklı olduğu ve uyuşturucu sınıfında yer aldığı ülkelerden biri. Dolayısıyla kenevir deyince, sizin de aklınıza sadece “marijuana” geliyor olabilir; üzülmeyin çünkü suç sizde değil. Peki eski tarihlerde üretimi yaygın olan ve hatta Amerika’da üretimini yapmayan çiftçilerin hapse atılmasına neden bu bitki, niçin bizim düşmanımız? Kenevir bize ne etti? Bu sorunun cevabını vermeden önce, kenevirin hiç bilmediğiniz faydalarına bir bakalım:

KENEVİRİN BİLİNMEYEN FAYDALARI:

1. Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.

2. Yine bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaça eş kağıt üretilebilir.

3. Kenevir tam 8 kez kağıda dönüştürülebilirken, ağaç 3 kez kağıda dönüştürebilir.

4. Kenevir 4 ayda yetişir, bir ağaç ise 20-50 yılda…

5. Kenevir, gerçek bir radyasyon temizleyicidir.

6. Kenevir dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymaz.

7. Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa, tarım ilacı sektörü tamamen ortadan kalkabilir.

8. İlk kot pantolon, kenevirden yapılmıştır; hatta “kanvas” kelimesi kenevir ürünlerine verilen isimdir. Kenevir ayrıca ip, halat, çanta, ayakkabı, şapka yapımı için de ideal bir bitkidir.

9. Kenevir, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma; romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kullanılmaktadır.

10. Kenevir tohumunun protein değeri çok yüksektir ve içindeki iki yağ asidi de doğada başka hiçbir yerde bulunmamaktadır.

11. Kenevirin üretimi soyadan bile daha ucuzdur.

12. Kenevirle beslenen hayvanlar, hormon takviyesine ihtiyaç duymaz.

13. Plastik ürünlerin tamamı, kenevirden üretilebilir ve kenevir plastiğinin doğaya dönüşmesi oldukça kolaydır.

14. Bir arabanın gövdesi kenevirden yapılırsa, dayanıklılığı çelikten tam 10 kat fazla olur.

15. Binaların yalıtımı için de kullanılabilir; dayanıklı, ucuz ve esnektir.

16. Kenevirle yapılan sabunlar ve kozmetik ürünler, suyu kirletmez; yani tamamen doğa dostudur. Sayısız faydası olan kenevir, bir zamanlar dünyanın en önemli üretim bitkilerinden biriydi ama bugün, üretimi yasak.

Hatta Amerika’da 18. yüzyılda üretimi zorunluydu ve üretmeyen çiftçiler hapse atılıyordu. Ancak durum şimdi tam tersi.

Nedenini ise, şu bilgiler ışığında anlamak hiç de zor değil:

-W. R. Hearst, 1900’lü yıllarda Amerika’da gazete, dergilerin ve medyanın sahibiydi. Ormanları vardı ve kağıt üretiyordu. Eğer kenevirden kağıt yapılırsa, milyonlarını kaybedebilirdi.

-Rockefeller, dünyanın en zengin adamıydı. Petrol şirketi vardı. Bio yakıt olan kenevir yağı da, elbette onun en büyük düşmanıydı.

-Mellon, Dupont şirketinin ana hissedarıydı ve petrol ürünlerinden plastik üretmek için patente sahipti. Ve kenevir endüstrisi, onun pazarını tehdit ediyordu.

-Sonra ise, Mellon ABD Başkanı Hoover’in hazine bakanı oldu. Bu bahsettiğimiz büyük isimler yaptıkları toplantılarda, kenevirin bir düşman olduğuna karar verdiler. Ve onu ortadan kaldırdılar.

Medya aracılığıyla, marihuana sözcüğüyle birlikte keneviri, insanların beynine, zehirli bir uyuşturucu olarak kazıdılar. Kenevir ilaçları piyasadan çekildi, bunun yerini bugün kullanılan kimyasal ilaçlar aldı. Kağıt üretimi için, ormanlar katledildi. Tarım ilaçları ile zehirlenme ve kanser arttı. Ve derken dünyamızı plastik çöplerle, zararlı atıklarla donattık…

İnsanoğlu, doğayı tüketmenin bir yolunu her zaman bulur ne de olsa; değil mi?

kaynak: indigo dergisi (12.11.2015)

Benan Çetin

Araştırmalar

Olimpik bar konusunda bilgi kirliliği azami derecede. Çünkü merdiven altı üretilen ağırlık barları veya ağırlık diskleri olimpik olmamasına rağmen olimpik-miş gibi satılıyor. Buna inanıp alan arkadaşlar da daha sonra başka yerden olimpik bar için ağırlık aldıklarında kullanamıyorlar.  Çünkü ilk aldıkları veya ikinci aldıkları ağırlıklar birbirleri ile uyumsuz oluyor.  “Bunlar olimpik uyumlu olması gerekmiyor mu?” şeklinde aldıkları yere bir soru yönelttiklerinde ise daha farklı yalanlar ile karşılaşabiliyorlar.

O yüzden olimpik barın özellikleri nelerdir bakalım;

Olimpik Bar Ölçüleri (Erkekler için)

Olimpik Bar Çapı Uzunluğu Ölçüleri Ebatları Boyutları Ağırlığı Özellikleri ( Specs dimensions and weight of an olympic bar )
Olimpik Bar Çapı Uzunluğu Ölçüleri Ebatları Boyutları Ağırlığı Özellikleri ( Specs dimensions and weight of an olympic bar )

Olimpik Bar Ağırlık: 20 Kilogram

Olimpik Bar Toplam Uzunluk: 2.2 metre (220 cm)

Olimpik Bar İç Bölge Uzunluk: 131 cm

Olimpik Bar Kollarının Uzunluğu (Ağırlık Takma Yerleri Uzunluğu): 41.5 cm

Olimpik Bar İç Bölge ve Kollar arası sınır: 3 cm

Olimpik Bar İç Bölge Çap: 28 mm yani 2.8 cm

Olimpik Bar Kol Çap: 5 cm ( Yani Olimpik Barda 5 cm çaplı ağırlık plakaları kullanılır. )

Yani bu özellikler var ise bir ağırlık barı olimpik ağırlık barıdır. Bu özellikler yok ise olimpik bar etiketlerine inanmayınız sevgili dostlar.

Olimpik barın 50 mm, yani 5 cm çapında ağırlık plakaları kullandığını belirttik. Piyasadaki diğer ağırlık plakaları ise şu şekilde;

Standart olan 5 tip plaka ve bar sistemi var. Küçükten büyüğe sıralarsak..

1. 24mm voit plaka (siyah plastik kaplı demir eski plakar)
2. 25mm en çok bulunan ve en ucuz plaka (delta,avessa,povit,taj mahal, altis vs. markalarda plakalar)
3. 27mm Amerikan menşei gym çıkması çok eski plakalar (çoğunlukla üstü yazısız olur)
4. 28mm domyos (decathlon) plakalar
5. 30mm energetics (interspor) plakalar

Esenlikle,
Benan Çetin

Araştırmalar

Atatürk gibi düşün deyimini gerçekte var mı sizler için araştırdım. Norveççe’de Atatürk gibi düşün şeklinde bir deyim bulunuyor mu? Bu söz nereden çıktı? İlknur Güntürkün Kalıpçı isimli yazarın yazdıkları olayı nasıl bir boyuta getirdi? Yazımıza başlayalım;

Bugün Türkiye’de olan olaylar neticesinde haberleri okurken altına yazılan yorumlardan birisi dikkatimi çekti;

“Eğer zorda kalırsan, İçinden çıkılamaz bir durumdaysan, Atatürk gibi düşün” – İsveç Atasözü

( “If you are in trouble, if it is inextricable, think like Ataturk” – Swedish Proverb )

( Yada When you feel hopeless think like Atatürk.)

(”Çaresiz kaldığında Atatürk gibi düşün” olarak da biliniyor. ) 

Araştırınca sözün diğer versiyonlarını buldum;

Atatürk gibi düşün – Norveççe deyim

Atatürk gibi ol – Norveççe deyim

Bu sözün doğruluğunu araştırdım, pek çok Türk arkadaş yabancı forumlarda bu sözler İsveççe’de ve Norveççe’de geçiyor mu diye sormuşlar. Hepsi olumsuz cevap almışlar. Yani bu sözler İsveççe’de ve Norveççe’de yok..

“Atatürk gibi düşün” Sözü Hiç mi yok?

İsveççe’de okuduğum kaynaklarda “Atatürk”’ü bırak, “Türk” geçen bir atasözü veya deyim yok.

Norveççe’ye gelince; Atatürk ile ilgili bir deyim yok söylenenlere göre.  “sint som en tyrk”-angry as a turk (Türk gibi sinirli) deyimi var. Bunu Norveçli arkadaşlar kabul ediyorlar.. Bu deyim iyi bilinirmiş hatta.

Birde Türk arkadaşlar Norveççe’de “Staerk som Turk” (strong as Turk) (Türk gibi güçlü) deyiminin olup olmadığını sormuşlar arkadaşlara, fakat Norveçli arkadaşlar böyle bir deyimin de olmadığını söylemişler ve eklemişler “varsada biz bilmiyoruz”..

Bu arada not olarak belirteyim, Fransızca’da “fort comme un turc” – Türk gibi güçlü deyimi vardır. Norveççe’de değil.

O zaman bu iddia nereden çıktı?

Bu söz Prof. Dr. “İlknur Güntürkün Kalıpçı”’nın notlarındaki şu satırlara dayanıyor;

2004 de bir konferans veriyorum birden bir hanımefendi ayağa fırladı. Dediki “Ben Norveçliyim ve şu anda Norveç’te çok sık kullandığımız bir deyim var, bu deyimin anlamını anladım” dedi. Hanımefendi “nedir o deyim” dedim. “Norveççe’de “ATATÜRK gibi düşünmek” deyimi var. Çok sık kullanırız bu deyimi” “nerelerde kullanırsınız” dediğimde “Hani bir problem veririz çöz diye o da tembellik eder çözmez. Deriz ki ona bu problemin mutlaka çözümü var. Birde ATATÜRK gibi düşün”. O gün otelime geldim televizyonu açtım o kadar çok kişiye bir de ATATÜRK gibi düşün dediğimi hatırlıyorumki galiba Norveççe’den çok bizim dilimizin bu deyime fazlasıyla ihtiyacı var diye düşünmeden de edemedim.

Diğer Bir Hikaye

Daha değişik versiyonuda var, Başka bir arkadaş şu hikayeyi kanıt olarak sunmuş :

Genç Türk işadamı Utku Oğuz, bilgisayarında kayıtlı son Atatürk fotoğrafını Projeksiyon makinesinin aydınlattığı duvara yansıtıp sözlerini tamamladı:
– İşte, Anadolu aydınlanmasının temeli olan Türk Devrimi budur…

Perugia’nın önde gelen kişilerinin oluşturduğu Felsefe ve Tarih Kulübü’nün üyeleri ve konuklar büyük bir coşkuyla alkışladırlar genç adamı. Genç adam da bir saatlik ‘1918 – 1939 arası Türkiye ve Atatürk Reformları’ konferansının gördüğü ilgiden mutlu, biraz da şaşkındı!

Kulübün başkan yardımcısı İtalyan dostu bir süre önce, “Şu hayranı olduğun ve her karşılaşmamızda bana anlatıp durduğun Atatürk’ü bizim kulüp üyelerine de anlatır mısın?” dediğinde hiç tereddütsüz kabul etmiş, ama böylesine yoğun bir ilgi ve heyecanla karşılanacağını düşünmemişti…

Ve deyim kullanılıyor;

Ama Utku Oğuz için o 18 mayıs gecesini asla unutulmayacak kılan yorum, orada konuk olarak bulunan yaşlı bir Norveç’liden geldi:
– Norveç dilinde “Mustafa Kemal gibi düşünmek” diye bir deyim vardır…
Herhangi bir problem karşısında, çözümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirmeden teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çözüm üretmek için yaratıcılığını zorlama zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve zihin tembeli kişilere söylenir bu söz… Bu tip insanlara derhal, “Hayır, yanılıyorsun bu problemin mutlaka bir çözümü olmalı, biraz da Mustafa Kemal gibi düşün” deriz…
Ancak sizin bu geceki sunuşunuzdan sonra bu sözün arkasındaki anlamı çok daha derin bir şekilde kavramış durumdayım; bu güzel fotoğraflar eşliğinde yaptığınız sunşunuz bana bu yaşımda bir şey daha öğretti; yani benim anadilim olan Norveççeye yerleşmiş olan eski bir deyimin arkasındaki gerçek ve derin anlamı! Size bunun için minnettarım…

Genç Türk’ün gözleri yaşardı… Dünyanın bir başka ucundaki ülkenin anadilinde bir deyim olarak yerleşmiş büyük devrimciyi bir kez daha minnet ve özlemle andı.
Yalnızca bir saatlik bir konferans olarak planlanan gece ancek 19 Mayıs’ın ilk saatlerinde sona erebildi.

Saatlerce süren tartışma ve yorumlar ise şu ortak yargıyla sonuçlandı:

– Atatürk Devrimleri bütün ülkelere uygulanabilecek evrensel bir reçetedir. Zira din ve etnik ayrım temellerine dayanmayan çağdaş devlet modeli ne kadar çok ülkede uygulanırsa, dünya o kadar daha huzur ve barış içinde bir yer olacaktır…

Genç adam gecenin sessizliğinde yürürken büyük bir iç sızısıyla “Türk Devrimi’ni yıkmak için yola çıkan kerşı devrimciliğin ülkeyi sürüklediği bataklığı, “Başka çare yok” diyerek IMF’nin önünde boyun büken siyasetçileri” düşündü. Sonra büyük bir heyecan ve coşkuyla yaşlı Norveçli’nin bu kölelik zincirini kırmak için müthiş bir formül sunduğunu anımsadı

Sonuç Olarak;

2. hikayeyi zaten geçiyorum, bir dayanağı yok, 1. hikayenin kaynağı İlknur hanım o yüzden;

Kulaktan kulağa oyunu vardır, “ali ata bak” dersin, “veli ata bin” olur. Artık yanlış anlaşılma mı var, veya çevirme hatası mı, veya ayağa fırlayan kadın derdini mi anlatamadı, İlknur hanım mı yanlış anladı bilemeyiz.

Fakat şu an için görünen o ki, Norveççe’de sadece “Türk gibi sinirli” deyimi var, Atatürk ile ilgili bir deyim veya atasözü yok.

Ve görünen o ki, İsveççe’de de Atatürk ve Türklük ile ilgili bir deyim veya atasözü yok.

Tarihle ilgili bazı bilgilerin internette bilerek veya bilmeyerek yanlış yazıldığı bir gerçek. O yüzden görünen o ki lafını kullanıyorum, çünkü bu durumun, kimin yazdığı belli olmayan hikayelerden değil, düzgün kaynaklardan doğrulanması gerek.

Notlar

Not 1(12.2012): Yeni yeni bu konuyla ilgili yazılarla karşılaşıyorum, “Atatürk gibi düşün deyimi hangi ülkelerde kullanılır” diye, sanırım bazı arkadaşlar Norveç’i geçmişler uydurulan deyimi daha büyük bir kesime mal etmeye çalışıyorlar..

Not 2(07.2013): Komiktir, bu deyim “Kim Milyoner Olmak İster” adlı yarışma programında sorulmuştur. Yarışmacı dava açsa rahatlıkla kazanır.

Not 3(07.2013): Bu deyim yoktur. Var olduğunu iddia edenler deyimi gerçek dilinde söyleyememektedir. Norveççe “ å være som Ataturk  ” şeklinde aratıldığında bile google bize sadece bu deyimin olduğuna inanmak isteyen Türk sitelerini göstermektedir. Norveçli arkadaşlar kendi dilinde Atatürk ile ilgili deyimler hakkında araştırma yaptıklarında bu şekilde bir deyim bulamamıştır. “ når du føler deg håpløs tenke som Atatürk” ise google translate tarzı sitelerden çevrilmiş bir cümledir ve arama sonuçlarında sadece buna inanmak isteyen Türk internet siteleri çıkmaktadır.

Not 4(07.2013): Şunu da belirtmekte fayda var, bu deyimin olduğunu iddia eden ve yayan şahıs İlknur Güntürk’ün hakkında araştırma yaptığımda, kendisinin profesör veya profesör doktor gibi unvanları olmadığını fakat kendisinin bu unvanları adını yazarken kullandığını öğrendim. Ayrıca kendisi Atatürk ile ilgili pek çok hikaye anlatmış ve bu hikayelerden bazıları ortalığı karıştırmış. Yani  bu hikayeler ya kanıtlanmamış yada yanlış çıkmış. (“Atatürk bilmem kimle görüşmüş” gibi, veya “Atatürk birine yardım etmiş” gibi daha önce duyulmamış sadece kendisinin anlattığı hikayeler, bu konuyu da daha sonra yazacağım.)

Atatürk gibi düşün ilknur güntürkün kalıpçı
Atatürk gibi düşün ilknur güntürkün kalıpçı

Kitap Basıldı

Not 5(03.2016): Celal Bayar’ın “ Atatürk gibi düşünmek “ adında kendi düşüncelerini dile getirmek adına yazdığı bir kitabının bulunduğunu da belirtelim. Kitapla ilgili yorum şu şekilde:

Atatürk’ün düşünce yapısı ile ilgili bilgiler içermesini bekliyordum. Lakin kitap tamamen Celal Bayar’ın siyasi görüşlerinden oluşmakta. 184 sayfalık bu kitapta, Atatürk’ün düşünce sistemiyle alakalı 10 sayfa yer yoktur. Celal Bayar kendi düşüncelerini, Atatürk üzerinden dile getirmiş diyelim. Çok sığ buldum. Okumanızı, zaman kaybetmenizi tavsiye etmem.

Ayrıca İsmail Tezgel’in de “Aklın ve Bilimin Işığında Atatürk Gibi Düşünmek” adında bir kitabı vardır.

Not 6(03.2016): Norveçi, İsveçi geçtim gün itibariyle bir gazete yazarı şunu yazmış yeni farkettim.

Atatürk gibi düşünmek” Finlandiya’da yaygın olarak kullanılan bir deyimmiş. İlknur Kalıpçı’nın Nazilli’deki güzel söyleşisini izlemeseydim, öğrenemeyecektim. Usun (akılın) önde olduğu, duygusallıktan ırak, mantıklı, bilimsel düşünmeye, Atatürk gibi düşünmek diyorlarmış.

Arkadaş, Finlandiya’yı nereden çıkardınız??

Not 7(03.2016): Gürkan Genç arkadaşımız bloğunda Norveç seyahatinde böyle bir deyimin olmadığını bizzat Norveçlilere sorarak teyit etmiştir.

Türkiye’de sık söylenen Norveç deyimi “Atatürk gibi düşün” aslında kocaman bir yalan, onların böyle bir deyimi yok, hatta İsveç’de de böyle bir deyim veya özlü söz hiç söylenmemiş.

Not 8(11.2016): Bu sözün olduğunu iddia eden arkadaşlar sözü orjinal dilinde kaynak göstererek bulabilirlerse, buraya da ekleyebiliriz insanlarda öğrensin. (Ki yok, olmayan bir şeyi bulamazsınız.) Bana bu söz vardır şeklinde mail atmanız sözün var olduğunu ispatlamaz

Dövme Yapıldı

Not 9(11.2016): Cehalet..

Atatürk gibi düşün atasözü deyim dövme
Atatürk gibi düşün atasözü deyim dövme

Not 10(04.2017): Bu kadar komedi fazla ama, profesör diye biliyor millet hala..

İlknur Güntürkün Kalıpçı…  26 yıllık Atatürk araştırmacısı.  “Atatürk kimdir?“  konulu videosunu facebook’daki bir paylaşımda izlediğimde , göz yaşlarımı tutamadım.  “Yok “dedim , “böyle güzel insanlar var olduğu müddetçe bizim sırtımızı yere getiremeyecekler, ne kadar gayret etseler de”…

Okullarda bize,  “pembe boyalı ev “ ,  “kardeşi ile karga kovalama maceraları ” benzeri  anlatılanların ne kadar yetersiz olduğunu , kendisinin de bu kadar yıllık Atatürk araştırmacısı olmasına karşın , anlattığı kaynaklara yeni ulaşabildiğini söylüyor , bu eli öpülesi  profesörümüz.

Videodan aklımda kalanları paragraflar şeklinde aktaracağım.  İlgilenenler  bahis konusu prfesörün isminden ilgili videoya ulaşabilirler.

Başkaları gibi,  bir de biz ;   özellikle bugünlerde  “Bi’de Atatürk gibi düşünebilsek…“  çözülmez sandığımız ne sorunların üstesinden gelebileceğiz kimbilir…

Not 11(12.2017): Şunu da belirteyim; sanmayın ki bu “olmayan bir şeyi varmış” gibi gösterme olayı sadece bize mahsus. Hatta bizdeki devede kulak kalıyor bile diyebilirim. Örneğin deyim orjinalde “Türk gibi güçlü”.. fakat öyle kaynaklara rastlıyorum ki Ermeni kaynaklara göre “Ermeni gibi güçlü”, Alman kaynaklara göre “Alman gibi güçlü”, Rum kaynaklara göre “Rum gibi güçlü”, Sırp kaynaklara göre “Sırp gibi güçlü” şeklinde yansıtılıyor.

Hatta maalesef bazı yabancı siteler kasıtlı olarak ırkçı sözleri Türkçe’de varmış gibi yansıtıyor. Örnek vermek gerekirse Litvanya tabanlı bir sitede Türkçe’de “Hiç bir zaman bir Rum’a arkanı dönme” şeklinde bir atasözü olduğu iddia edilmiş. Halbuki öyle bir atasözü Türkçe’de mevcut değil. Ve bu söz tamamen kötü niyetli birileri tarafından ortaya atılmış bir söz.  (Aklıma gelmişken Fetöcülerin internet sitesi serverları da hep Litvanya’dan çıkmıştı..)

Not 12 (01.2018):  Ayrıca yenice fark ettim, İlknur Hanım 2004’de bir konferansta böyle bir şey yaşandığını yazmış. Fakat bir sözlükte 2002 yılında şöyle bir yazı paylaşılmış;

mustafa kemal gibi düşünmek
“Herhangi bir problem karşısında, çözümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirmeden teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çözüm üretmek için yaratıcılığını zorlama zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve zihin tembeli kişilere söylenen, Norveç diline yerleşmiş eski bir deyim.” (23.07.2002 – nausean)

Tahmin edebileceğiniz gibi bu yazının hiç bir dayanağı yok. Fakat buradan anlaşılan o ki; İlknur hanım 2002 yılında bir sözlükte yazılan yukarıdaki ilgili yazıyı görmüş, 2004 yılında hikayeleştirmiş, hikayeyi kitabında yazmış, panellerde ve konuşmalarda böyle bir şey yaşanmış gibi anlatmıştır. Sonrası malum, inanan herkes her ortamda bu sözü varmış gibi paylaşır hale gelmiştir.

Esenlikle,
Benan Çetin

ilk yazı tarihi: 21.08.2012-10:37 A.M.
/ son kaynak: toncha

Araştırmalar

Blogger mı (blogspot mu)? Tumblr mı? WordPress mi? Hangisi daha iyi?
Blogger mı (blogspot mu)? Tumblr mı? WordPress mi? Hangisi daha iyi?

Tumblr’dan mı, bloggerdan mı yoksa wordpress’den (WP) mi başlamalıyım sorusu blog yazmaya başlayacak olan arkadaşların merak ettiği bir soru. Bu yazıda 3 ortamı da denemiş biri olarak neden wordpress’i tavsiye ettiğimi açıklamaya çalışacağım.

Neden WordPress?

Öncelikle kalite sıralaması yaparsam WordPress > Blogger > Tumblr şeklinde olur. Sebeplerini de yazayım:

Tumblr

İçlerinde en kötüsüdür. Aslında sistem ve site çok güzel düşünülmüştür gerçekten. Taglar, birbirini takip etme olayları favori postlar, arama vs. güzel niteliklerdir. Fakat tumblr bildiğiniz üzere satıldı. Satıldıktan sonrada tam anlamıyla ilgisizlikten suyu çıktı. Sistemlerin ve sitenin düzgün çalışmaması yanında, çalışan sistemlerin de yanlış çalışması ve ilgisizlik tumblr’ı bitirdi. Önceden bloğunuzda oluşan bir hatayı bir maille halledebilirken, şimdi attığınız maile tweete dönen olmuyor. Çok severek üye olduğum yıllardır kullandığım fakat nefret ederek üyeliğimi sildiğim bir sitedir kendisi.

Örneğin: Sırf “spor” kelimesi ile ilgili yazı yazdığım için, (bana iyilik yaptığını düşünerekten) içerisinde “spor” anahtar kelimeleri geçen postları istemediğim halde öneri olarak önüme çıkarıyor sistemleri. Bu postlarda da şekilden şekile sokulmuş Galatasaraylı veya Fenerbahçeli futbolcular yer alıyor. Halbuki ilgim yok. Sabahtan akşama kadar tumblr’ın bu önerilerini zaman tünelinden temizlemekle uğraşıyorsunuz. Kötüye kullanımı konusuna hiç girmiyorum. (Spor kelimesini “Günlük Kiralık Daire” ilanlarında geçirdikleri zaman, tumblr spor kelimesi geçiyor diye herkese “Günlük Kiralık Daire” ilanı gösteriyor. Aptallık)

Örnek 2: En büyük eksiklerinden biri de istatistik kısmının olmaması, bir yazınız çok yankı uyandırmış, çok okunuyor ve paylaşılıyor olabilir. Fakat tumblr bunu size söylemiyor.(Bu özellik sadece wordpress te mevcut, WordPress’e geçince istatistikleri gördüğünüzde tumblr’a bir daha küfür ediyorsunuz.)

Blogger  (Blogspot)

Burda da sistem güzel, kullanıcı arayüzü tumblr kadar olmasada daha kullanışlı ve işe yarar bir sistemleri var. Meraklısı çok. Tumblr’a göre oldukça profesyonel. Bunu çözmesi, burada ünlü olmak, eklenti, tema olayları uğraş istiyor. Ben o yüzden pek tercih etmedim. Pek çok bloggerın burada ünlü olduğunu belirtelim. Fakat bloğunuz profesyonel bir hal aldığında blogger muhtemelen size yetmeyecek ve wordpress’e geçeceksiniz, geçtiğinizde ise sayfa adresleriniz ayarlarınız değişecek ve sizi takip eden kullanıcı kaybı yaşama durumunuzun olma ihtimali yüksek.

WordPress

Tek kelime ile her yönü ile en güzeli. Arayüzü kullanmak kolay. Tüm postları bir kategoriye eklemek çıkarmak vs. kolay. Eklentiler tadından yenmiyor. Temaları değiştirmek çok kolay. Ayarlamalar, taslaklar vs. gerçekten çok güzel düşünülmüş. İstatistikler var ki tüm raporlar önünüzde (tumblr ve blogspotta yoktur.) Büyük şirketlerin ve blog yazarlarının wordpress kullanmasına şaşmamalı. Eklentiler gerçekten çok güzel, örneğin sosyal medya hesaplarınızı bağlayıp (twitter, facebook, instagram vs.) blog yazdığınızda tüm sosyal medyada otomatik olarak paylaşılmasını dahi sağlayabiliyorsunuz.

WordPress’i akıllı telefon’a (“google play/app store” dan istediğiniz eklentileri indirip şekillendirebileceğiniz.) Tumblr, blogger, blogspot’u ise eski telefonlara benzetebilirsiniz. (Kendilerine hiç bir müdahalede bulunamazsınız.) O yüzden kesinlikle wordpress.

Dip Not:

Arkadaşlar bu 3 ortamı kıyaslayan yazılarla karşılaştım. Bir yazıda diyor ki “yazılım biliyorsanız 3 ü’de aynı. ” – Saçma sapan bir söz. Tumblr’da link sistemini yazılımla değiştirin bakalım?.. yapamazsınız. Tumblrda link formatı “site.com/post/325” şeklindedir başka türlüsüne izin vermez. (Sadece wordpress te yapabilirsiniz.) Yani 3 ortam da aynı değildir, aynı şeyleri yapamazsınız. Ben 3 ortamı da aktif kullanmış bir yazılımcı olarak wordpress’i tavsiye ederim.

Esenlikle.

Araştırmalar

Darbe girişimi  sonrasında sosyal medyada “yalan” haberler aldı başını gidiyor.

Paylaşılanlar şu şekilde;

* Yobazlar askerlerin başını kesmiş.

image
image

Külliyen yalan;

Başı kesildiği ilan edilen fotoğraftaki asker Burak Salıvermez, bu paylaşımların hem kendisini hem de ailesini üzdüğünü belirterek, şunları kaydetti: ( Kendisinin askerliği bitmiş olmakla beraber bir kaç senedir İstanbul Avcılar’da yaşıyormuş, yani darbe girişimi sırasında asker bile değilmiş.)

“Yalan haberlerle benim ve ailemin hayatını perişan ettiler. Ailem ve arkadaşlarım hala şokta. Annem, babaannem, amcam, halam kısaca bütün akrabalarım perişan oldu. Birileri dezenformasyon amaçlı olarak fotoğrafımı kullandı. Bu yapılacak bir şey değil. Yapanların suç işlemiş olduğunu düşünüyorum. Kendilerini benim yerime koysunlar. Aynı şey onlara yapılmış olsaydı aileleri neler yaşardı? Ailemi üzmeye kimsenin hakkı yoktur. Bunların yaptıkları cezasız kalmamalıdır. Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir günde bu gibi yalanlar bizleri çok çok üzdü. Bu yalan haberi yapanlar ve yayanlar hakkında dava açacağım.”

* Cumhurbaşkanı meydanları boşaltabilirsiniz demiş.

image

Külliyen yalan.

FETÖ mensuplarının son oyunu olan TC Devleti mesajıyla halka eve dön çağrısı yapıldığı sahte SMS atıldığı ortaya çıktı.

FETÖ mensupları tarafından halkın meydanları boşaltmasını sağlamak için sahte TC Devleti adı altında SMS’ler atılarak halkı evlerine yönlendirmeye çalıştıkları tespit edildi.

Cep telefonlarına gelen bu TC Devleti adı altında sahte mesaja vatandaşların itibar etmemesi istendi.

* Sakallı yobazlar askeri linç etmiş.

image

Külliyen yalan.

HDPkklı kendini gazeteci sanan Tuğçe Tatari isimli bir k.ltak tarafından ortaya atılmış bir haberdir.

Daha çok Dünya’dan bi haber “leyla” ergenlerimiz tarafından paylaşılmıştır

image

Sonrasında fotoğrafta bulanan tiyatrocu Ali Nuri Türkoğlu tarafından açıklama yapılmış ve ilgili kişiler mahkemeye verilmiştir.

image

* Fransa konsolosluğu her yerde bomba patlayabilir demiş.

image

Külliyen yalan.

Fransa Konsolosluğu duyurdu’ yalanının ardından Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Muriel Domenach resmi Twitter hesabı üzerinden mesajın gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

* Facebook benim suçum yok diyecekmiş.

image

Külliyen yalan.

Hukuki anlamda bunun bir anlamı yok. Ergen arkadaşlar tarafından çıkarılan “Bunu paylaşırsanız facebook paralı olmayacak” mesajlarından bir farkı yok..

* Darbe karşıtı erkekler taciz ederiz demiş.

image

En komiğini en sona sakladım gençler.

“siyasihaber3.org” adında saçma bir site eklemiş bu haberi.

Ama bazı yurdum salakları tarafından çok ciddiye alınmış. “Kanıt” olmuş. 

(Muhtemelen kendi açtıkları hesaplardan) Atılan bazı tweetlere göre bir hanım kızımıza “sigara ver yoksa taciz ederim” denmiş. Hanım kızımız da anlaşılan “durun taciz etmeyin, siz darbe karşıtı mısınız ey tacizciler” demiş. Sözde tacizciler de “evet biz darbe karşıtıyız ey güzel kız” demiş..Sonra bu tweet ortaya çıkmış anlaşılan 🙂 (Buna çok gülmüştüm. Maalesef bu haber de çok paylaşılanlar arasında idi.)

Bu da bir darbe girişimi sırasında, Ağırlıklı olarak Fetö üyeleri, HDPkklı k.ltaklar başta olmak üzere vatan hainleri tarafından kötü niyetle ortaya atılan yalan yanlış haberler sevgili dostlar… 

Bncn kamuoyu bilgilendirme platformu gururla sunar.

Araştırmalar

Bu hikayeyi duymuş olabilirsiniz, pek çok değişik versiyonu var, yalnız bana anlatılan ilk ağızdan.. 

Hikaye şu şekildedir:

Kapalı çarşıda ünlü bir kuyumcuya (isim vermiyorum) bir gün avrupadan kadın bir müşteri gelir, Kuyumcu kendisine bir zümrüt satar, kadın geri ülkesine döner, zümrütü boynuna takar, sonra bu zümrütün rengi değişmeye başlar. Kadın bakar renk değişir, zümrütü bir kenara koyar ve İstanbula geldiğinde kuyumcunun yakasına yapışır.

Kuyumcuya bunun gerçek zümrüt olmadığını, renk değiştirdiğini söyler.
Kuyumcunun rengi değişir, sonrasında çalışanlarını toplar ve der ki; 

“Siz Ağlayan Zümrüt” ü nasıl satarsınız?”

Kadının yanında çalışanlarına kızar, ve kadından “Ağlayan Zümrüt” ü geri alabileceğini söyler. Kadın, elindeki parçanın çok değerli olduğunu düşünüp zümrütü vermek istemez. Ve zümrütü vermeden ülkesine geri döner.

Sonra bu hikaye efsane halini alır, 
Ayrıca bu hikayenin pek çok versiyonu mevcut internette, 

İnternette dolaşan versiyonu ise:

unlu bir kuyumcu cok zengin iranli bir musteriye $100.000 gibi bir ucretle nadide bir parca oldugunu soyledigi zumrut bir yuzuk satar. aylar sonra kadin dukkana elinde rengi oldukca acilmis olan yuzukle geri doner. kaziklandigini dusunerek sinirle dukkani birbirine katar ve parasini geri ister. dukkanin sahibi, unu ve turkiye’de ki sayili markalardan biri olmasinin verdigi ozguvenle (!) kadina birak alttan almayi sinirle bagirmaya baslar;

“ben bu yuzugu sizin gibi mucevherden anlamayan birinde birakacagima kiymetini bilen bir musterimin kullanmasini tercih ederim, bizim isimiz tuccarlik degil, biz bu isi sanat olarak goruyoruz. paranizi hemen hesabiniza yatiriyorum” deyip yol verince, kadin tasin anlayamadigi ozelligini merak eder ve kuyumculukta efsane haline gelmis su cevabi alir;

“hanimefendi bu yuzuk aglayan zumruttur, belirli donemlerde agladigi icin renginde sizin solma diye tabir ettiginiz acikliklar belirir.”

bu aciklamanin ustune kadin memnun bir sekilde $5000 bile etmeyen aglayan zumrutlu yuzuguyle dukkandan cikar.

Hikayeyi anlatan ise kapalı çarşıda başka bir kuyumcu, 
Turistlere bakış açımızı özetleyecek bir başka olay..

Araştırmalar

Son yıllarda çocuk, yaşlı fark etmez, gün içinde saldırıya uğrayan, kaçırılan veya öldürülen kurbanların sayısının artmasından dolayı yazılan bu yazıyı dikkatle okuyun. Ülkemizde; özellikle de İstanbul’da durum farklı olmadığı için, uyarmak üzere sevdiklerinizle de paylaşın.

1) Vücudun en sert ve dayanıklı bölgesi olduğu için en iyi silahınız dirseğinizdir. Kullanacak kadar yakınsanız, dirseğinizi savunma silahı olarak kullanınız.

2) Hırsız sizden cüzdanınızı istiyorsa, cüzdanı ona vermeyin. Bunun yerine, cüzdanı uzak bir yere fırlatmayı deneyin. Hırsız sizden çok cüzdanla ilgilenirse, ters istikamete doğru hızla kaçın.

3) Herhangi bir şekilde bir arabanın bagajında kilitli kalırsanız, ayağınızla arka farları kırıp çıkartmaya çalışın. Oluşan boşluktan elinizi dışarı çıkarıp sallayarak dikkat çekmeniz mümkün olabilir. Aracın şoförü elinizi göremez, fakat arkadan gelen araçlar sizin zor durumda olduğunuzu fark edebilir.

4) Özellikle kadın sürücüler, iş çıkışı, alışveriş vb. faaliyetlerden sonra, arabalarına binip bir şeylerle uğraşma eğilimindeler. Çanta düzeltme, makyaj tazeleme, cüzdan yerleştirme, fatura kontrolü gibi. Bunu yapmayın! Bu süre, kötü niyetli kişilere aracın sağ veya arka koltuğuna binip, başınıza bir silah tutma zamanı ve imkánı verir. Aracınıza biner binmez kapıları kilitleyip, hemen hareket edin.

5) Aracınıza park yerlerinde veya evinizin önünde binerken dikkat etmeniz için birkaç öneri: n Otomobile binmeden önce sağınıza, solunuza, arkanıza, ön ve arka koltuklara ve yerlere bakarak, etrafı şüpheli durumlar-kişiler için kontrol edin. n Şayet aracınızın yanına büyük bir kamyon veya TIR park etmişse, aracınıza şoför kapısından değil, yan kapıdan girin. Birçok seri katilin, kurban kendi aracına binerken, kurbanlarını büyük araçların içine çektikleri tespit edilmiştir. n Aracınızın yanına park etmiş olan aracın yan koltuğunda tek başına bir erkek oturuyorsa, belki alışveriş merkezine geri dönmek, sonra geri gelmek veya bir güvenlik görevlisinin sizi izlemesini rica etmek uygun olacaktır. Unutmayın ki, temkinli olmak, pişman olmaktan daha iyidir. Paranoyak olmak, ölmüş olmaktan daha iyidir!

6) Merdivenleri kullanmaktansa, asansörü tercih edin. Issız merdivenler ve merdiven boşlukları her tür suç ve şiddet için uygun mekanlar, özellikle de geceleri.

7) Saldırganın bir silahı varsa ve siz onun kontrolü altında değilseniz, kaçın. Sizi kaçarken vurma ihtimali 100’de 4. Vursa bile, kurşunun yaşamsal bir organa gelme ihtimali daha da düşük. Koşarak kaçın, hatta yapabilirseniz, zikzak çizerek kaçın.

8) Kadınların çok duygusal ve sempatik yaklaşımları olduğu bilinen bir gerçek. Bu devirde bundan vazgeçin. Bazı seri katiller bunu kullanmak için, ayağı kırılmış, bastona ihtiyacı olan, sakat kişiler rolünü oynar. Aracına binmesine yardımcı olmanızı isteyebilir ve orada sizi son kurbanına çevirebilir.

9) Son zamanlarda katil veya hırsızlar, kurban seçtikleri ve yalnız olduklarını bildikleri kadınların kapısının önüne, bebek veya çocuk ağlaması kaydedilmiş teypler bırakıyormuş. Bu sesi duyan kadınlar meraktan veya merhametten kapıyı açtığında saldırıya uğrayabilirler. Lütfen her tür olağan dışı ses, gürültü vs.’de mutlaka önce yardım çağırın.