Doğa Yürüyüşü ve Kampçılık

İki Deniz Arası Doğa Yürüyüş Rotası Haritası, (Map of Between Two Seas Culture Route for Hiking and Trekking)
İki Deniz Arası Doğa Yürüyüş Rotası Haritası, (Map of Between Two Seas Culture Route for Hiking and Trekking)

iki Deniz Arası Rotası Kaç Km? ve Neresi? Kim Başlattı?

iki deniz Arası, fotoğrafçı Serkan Taycan’ın başlattığı Karadeniz ve Marmara Denizini birbirine bağlayan 60 km lik bir rotadır.

Rota genelde 15km lik 4 parça olarak yürünür, Karaburun’dan başlayıp Bakırköy sahile kadar ilerler.

Rota doğa ortamından başlayarak şehrin içine kadar ilerler. Rotayı yürüyen kişi için amaçlanan İstanbul’ın nasıl betonlaştığını ve doğa ortamının yok olduğunu göstermektir. Bu yüzden rotayı yürüdüğünüzde linyit ocakları, hafriyat atık alanları, sanayi ve toplu konut alanlarının yanında İstanbul’un en eski yerleşimi Yarımburgaz Mağarası, Kent içi bostanları gibi kültürel ve tarihi yerleri de göreceksiniz.

Serkan Taycan şu şekilde rotayı özetlemiş;

“İki deniz arası” bir önerme ve bir davettir. Yürümenin dünyayı duyumsamaya yol açan ritmini kutsayan bir eylemdir. Ve bu eylem Karadeniz ile Marmara arasında bir ‘yol’ açacak belki de en hayırlı ‘proje’dir.

Rota şu şekilde 4 parçaya bölünebilir;

1. GÜN: Yeniköy-Baklalı

Başlangıç: Yeniköy (Karadeniz sahili)
Bitiş: Baklalı Köyü
Mesafe: 14,7 km
Ortalama süre: 6 saat
Mola: Durusu Köyü
Toplu taşıma: Gidiş: Edirnekapı’dan kalkan 336d Yeniköy-Edirnekapı otobüsleri. Sabah ilk otobüs: 06.45
Dönüş: Aynı otobüs Baklalı Köyü’nden kalkıyor. Akşam son otobüs: 18.30 Yolculuk bir yönde ortalama 1 saat 45 dakika
Karadeniz sahilindeki Yeniköy’den başlayan bu rota, artık faal olmayan linyit ocaklarının delik deşik olmuş, kurak ve engebeli arazilerinden geçerek gölleşmiş eski maden çukurlarına ve sazlıklara varır. Oradan orman içi araziye girerek tarlaların arasından kolay yürünen patikalarla Terkos Gölü kıyısındaki Durusu Köyü’ne ulaşır. Rota köyden itibaren iki yanı ayçiçeği tarlaları ve böğürtlen çalılarıyla kaplı stabilize yolu takip ederek Sazlıdere’nin başlangıç noktası olan Baklalı Köyü’nde son bulur.

2. GÜN: Baklalı-Sazlıbosna

Başlangıç: Baklalı Köyü
Bitiş: Sazlıbosna
Mesafe: 15,1 km
Ortalama süre: 6 saat
Mola: Dursunköy
Toplu taşıma: Gidiş: Edirnekapı’dan 336d Yeniköy-Edirnekapı otobüsleri. Sabah ilk sefer: 06.45
Dönüş: Sazlıbosna’dan 336h Hadımköy Toki-Bayrampaşa Metro. Akşam son sefer: 20.00. Yolculuk ortalama 1 saat 30 dakika
Yolculuğun en pastoral kısmı olan bu rota Baklalı Köyü’nden başlar, hemen ardından Sazlıdere’nin kenarındaki meralardan ve ayçiçeği tarlalarından geçerek dere kenarındaki çınar ağaçlarını takip eder. Güzergâhta dereyi takip ederek yön bulmak çok kolaydır. Rota ardından Dursunköy üzerinden Sazlıdere Baraj Gölü’ne ulaşır. Göl kenarından ferah ve rahat bir yürüyüşle Sazlıbosna Köyü’nde son bulur.

3. GÜN: Sazlıbosna-Yarımburgaz Mağarası

Başlangıç: Sazlıbosna
Bitiş: Yarımburgaz Mağarası
Mesafe: 17,2 km
Ortalama süre: 7 saat
Mola: Şamlar Köyü
Toplu taşıma: Gidiş: Bayrampaşa’dan 336h Hadımköy Toki-Bayrampaşa Metro. Sabah ilk sefer: 06.30
Dönüş: Güvercintepe Sapağı’ndan 36AY Arnavutköy-Yenibosna Metro. Akşam son sefer: 20.30
Sazlıbosna Köyü’nden şehrin çeperlerine kadar gelen bu rota köyün ilerisindeki etkileyici taş ocaklarına uğrayarak dere yatağına girer ve oradan tüm rotanın en yüksek noktası olan Kocabayır Tepesi’ne ulaşır. Bu tepeden tüm rotanın en başını ve en sonunu, Karadeniz’den Marmara’ya kadar görmek mümkün. Kırsal alandan sanayi bölgelerine, kentin çeperlerine ve oradan merkezine kadar 360 derecelik bir panorama görülebilir. Ardından Şamlar Köyü üzerinden Sazlıdere Barajı’nı takip ederek baraj gövdesinin üzerinden geçer, İstanbul’un en eski yerleşim yeri Yarımburgaz Mağarası’nda rota sonlanır.

4. GÜN: Yarımburgaz Mağarası-Küçükçekmece

Başlangıç: Yarımburgaz Mağarası
Bitiş: Küçükçekmece-Menekşe Plajı (Marmara sahili)
Mesafe: 14 km
Ortalama süre: 6 saat
Mola: Halkalı Gümrük/Kanarya
Toplu taşıma: Gidiş: Yenibosna’dan 36AY Arnavutköy-Yenibosna Metro. Sabah ilk sefer: 06.30
Dönüş: Menekşe’den BN2 Küçükçekmece-Eminönü. Akşam son sefer: 22.50
Şehrin en eski yerleşim yeri olan Yarımburgaz Mağarası’ndan başlayan bu rota, kentin çeperlerindeki Altınşehir Mahallesi’nden geçerek TEM otobanı altından Küçükçekmece Gölü kenarlarındaki sazlıklara ulaşır. Ardından göl kenarındaki kent bostanlarını, Halkalı Çöplüğü arazisinde inşa edilen güvenlikli siteleri, Halkalı Tren İstasyonu ve gümrüğünü geçer. Akşam yolculuğu olarak tasarlanan rotanın bundan sonraki kısmı, Küçükçekmece Gölü’nün sahilindeki parkın içinden güzel bir yürüyüş parkuruyla Marmara Denizi kıyısındaki Menekşe Plajı’nda son bulur.

Doğa Yürüyüşü ve Kampçılık

Türkiye Kültür Rotaları, Kültür Yolları (Culture Routes in Turkey)
Türkiye Kültür Rotaları, Kültür Yolları (Culture Routes in Turkey)

Kültür rotaları toplumumuzun bihaber olduğu konulardan birisi. Doğa yürüyüşleri ile uğraşan arkadaşlar bile çoğu rotanın varlığından habersiz. Türkiye’deki Kültür rotaları şeklinde bir araştırma yapsanız bile maalesef aşağıdaki listeye ulaşamıyorsunuz. Aşağıdaki listeyi pek çok yazıdan toplayıp derledim,  fırsat buldukça rotaları inceleyen yazılar ekleyeceğim.

Kültür rotalarımıza (kültür yollarımıza) bakalım;

Türkiye’de 21 adet kültürel rota mevcuttur: (En Popüler)

  1. Sultanlar Yolu (Marmara)
  2. İki Deniz Arası (Marmara)
  3. Egnatia Yolu – Via Egnatia Yolu ( Marmara)
  4. Evliya Çelebi Yolu ( Marmara – İç Anadolu)
  5. Sufi Yolu (Marmara – İç Anadolu)
  6. Frig Yolu ( İç Anadolu)
  7. Karia Yolu (Ege)
  8. İdyma Yolu (Ege)
  9. Fethiye Alternatif Yolu (Ege-Akdeniz)
  10. Likya Yolu (Akdeniz)
  11. Aziz Paul Yolu (Akdeniz)
  12. Yenice Ormanları Yolları (Karadeniz)
  13. Anabasis Yolu (Karadeniz)
  14. Küre Dağları (Karadeniz)
  15. İstiklal Yolu (Karadeniz)
  16. Gastronomi Yolu (Karadeniz)
  17. Hitit Yolu ( İç Anadolu)
  18. Kaçkarlar (Doğu Karadeniz)
  19. Sarıkamış (Doğu Anadolu)
  20. Ağrı Dağı (Doğu Anadolu)
  21. Hz. İbrahim Yolu (Güney Doğu Anadolu)

Güncelleme (04.12.2017): Sufi Yolu Marmara – İç Anadolu Bölgesine 21. Rota olarak eklenmiştir.

Motosiklet

Barkın Bayoğlu namı diğer “Altın Elbiseli Adam”, motosiklet videoları çeken bloglardan, youtube/dailymotion gibi yerlerde videolarını bulmak mümkün. Röportajını buldum paylaşayım dedim, buyrunuz;

image
Barkın Bayoğlu “Altın Elbiseli Adam”

Barkın Bayoğlu Kimdir?

Öncelikle Barkın Bayoğlu kimdir?
1975 yılında İstanbul’da doğdum. İlkokula burada başladım ailemin İngiltere’ye göç etmesi ile orada devam ettim. Akabinde Belçika’ya siyasal bilimler okumak için gittim fakat, okuyamadım. Avrupa’nın kötü bir özelliğidir gençleri zehirler. Geri geldiğimde Bilgi Üniversitesi Siyasal Bilimler ve Uluslar Arası İlişkiler Bölümünü bitirdim. Bilgi’nin ilk mezunlarındanım 1998.Dördüncülük ile bitirdim okulu.

Barkın Bayoğlu İlk Motosiklet

İlk motosiklet tutkunuz nasıl başladı?
Bende motosiklet aşkı çok çok eskilere dayanıyor. İlk motosiklet fuarına İngiltere’de gittim. İlkokul ikinci sınıftaydım. Orada benim aklım gitti ve âşık olmuştum artık.

İlk motosikletinizi ne zaman aldınız?
Lisedeyken ilk motosiklete sahip olmuştum. Hint malı bir Honda’ydı. Berbat bir şeydi vınlayan, ıhlayan, gitmeyen bir şeydi.

Magnum ajansının fotoğrafçıları ile bir dönem çalışmışsınız. Ünlü fotoğrafçılarla çalışmak nasıl bir duygu?
Üniversitede sürekli bozulan motorumu tamir ettirebilmek için partime olarak çalışıyordum. Pek çalışmak denilmez aslında asistanlık yapıyordum yani bir nevi hamallık. Sırtında tripot taşıyan adam, simitçiye şöyle dur abi yoksa fotoğraf istenildiği gibi çıkmaz diyen adam oldum hep. Her şeye rağmen  güzel bir tecrübe oldu benim için.

Özel Sektördeki Çalışmalar

“BİR DAHA ASLA DEV BİR ŞİRKETİN ESİRİ OLMAYACAĞIM.”

Telefon sektörüne girişiniz ve sektörden uzaklaşmanız nasıl oldu?
2000’li yılların başında Telsim’de eğitmen olarak çalıştım. O zamanlar telefon sektörü hızla gelişiyordu ve beni de içine çekti aslında gelişen zaman.  Sonra Kazakistan’da çalıştım. Biraz para biriktirdim, döndükten sonra Maslak Atatürk Oto Sanayide atölye satın aldım. Çünkü tamir yaptırırken sürekli kazık yiyordum. Eğer bunlara komşu olursam daha az kazık yerim diye düşündüm. Atölyeyi aldıktan sonra bir daha asla dev bir şirketin esiri olmayacağım dedim ve olmadım da.

Motosiklet yapmanız nasıl karşılandı?
Bu işten yırtmam gerekiyordu bir şekilde. Bütün çevre baskılarına rağmen kendime motosiklet yaptım. Sen motosikletten ne anlarsın yapamazsın dediler, yaptım. Hem de minik bir scooterdan bir çapır yaptım. Bunları satarım diye hayaller kurarken o dönemde Çin malı furyası başladı. Hayal olarak ta kaldı hepsi.

Olaylar Hakkında

“ÇÖZÜMLER PARA GETİRMEDİĞİ İÇİN SAVAŞLAR ÇIKIYOR”

Askerlik için gittiğiniz Afganistan’da barış gücünde gönüllü oldunuz. Savaşın olduğu bir ülkede hayat nasıl?
Savaş filmlerdeki gibi olmuyormuş. Sefillik, acı, yokluk, sıkıntı hakikatten trajedinin içinde yaşamak ve çözümsüzlüktü. Aslında çözüm varda o çözümü dünya istemiyor. Çünkü; o çözümler para getirmiyor ki uygulansın.

Medya Sektörü

“DERGİCİLERİN ÇOĞU YALAN SÖYLER”

Basın ve televizyon sektörüne nasıl girdiniz?
Askerden döndükten sonra  ‘’ İki Teker Dergisi’’ de motosiklet test ve editörü oldum. Tam anlamı ile sektöre girişim bu dergide 2 yıl çalışırken oldu. Derginin iflas etmesiyle ‘’  Oto Haber Dergisi’’ ne devam ettim. İki Teker Dergisi’ndeyken şunu fark ettim;  yazılı neşriyat Türkiye ‘de satılmıyor. Eskiden de böyleydi bu. Genelde dergicilerin çoğu yalan söyler. Özellikle de baskı sayısı konusunda müthiş palavralar vardır.

“100 BİN SATIYORUZ DİYENE GÜLMEK LAZIM”

100bin satıyoruz diyen adamlara gülmek lazım. Çünkü 10bin bile satmıyordur. Bugün bir dergi 20bin satsa sahibi aramızda kavukla gezer. Padişahlığını ilan eder. Türk insanı okumuyor, neden okumuyor adam seyrediyor niye okusun ki? Demek ki, ne yapacaksam televizyonda yapmalıyım dedim. İşte o zaman Altın Elbiseli Adam fikri kafama yattı.

Altın Elbiseli Adam adı ne demek? İsmi nereden geliyor?

“AMAÇ MESAJI ÇAKTIRMADAN VERMEK”
Altın Elbiseli Adam lakabı aklınıza nereden geldi?
Kazakistan’da çalışırken Altın Elbiseli Adamı müzede görmüştüm, bir prens. M.Ö. 5.yy’da erken yaşında ölmüş biri. Otopark inşaatı sırasında mezarı bulunuyor. Elbisesi altın, içinde kırmızı bir kaftanı var ve çivi yazısı ile yazılar üzerinde. M.Ö.5. yy ve o yazılar Türkçe idi. Bu beni bayağı etkilemişti. Ayrıca 2008 yılında İki Teker Dergisi’nde çalışırken bir sponsor  Barkın’a da tulum getirdik dedi. Bu sene İtalya’da dore renk moda olduğu için tulumu da altın renginde getirdik dedi. E bizde video çekeceğiz, ne yapalım dedik, Altın Elbiseli Adam olsun o zaman fikrinde buluştuk. Hem de ölmekte olan Türk anlayışını diriltiriz hem de mesajı alttan alttan vermeyi amaçladık. Çünkü bizi sevmeyen insanlar bunu yavaş yavaş yapıyorlar. Bizde bu taktik ile yapmak istedik.

İlk Motosiklet Çekimleri

Tek bir motosiklet çekimini ne kadar zamanda yaptınız?
İlk başta bir motor çekmek için 3 ay uğraştık. 3 ayın sonunda sadece tek motosiklet çekebilmiştik. İki yönetmen arkadaşım var Kerem Şahenk ve Ertuğrul Tüfekçioğlu. Aramızda konuşuyoruz, öle mi yapalım böyle mi yapalım şeklinde en sonunda bir formata oturttuk. Uğraşa didine, yel kör bir şeyler yapabildik. İlk çekim işine başlamamız bu şekilde oldu. Sancılı bir 3 ay sonunda başardık. Videoları internete yükledik. 2011 yılının başında sosyal paylaşım sitesinden bir mesaj aldım ‘’ Barkın Bey videolarınızı izledik bunları televizyon programına koyalım diyoruz’’ diye. Showmax’te ‘’ Piston ‘’ adında bir program yapıyorlarmış. Bir iki videoyu koydular filan biz bu programı yapamayacağız dediler. Ben yaparım dedim. İnsanın ayağına kadar gelen fırsatı tepmesi olmaz. Ve sonraki 10 bölümü ben yaptım. Televizyonda bir şeyler başardığımı görünce Ertuğrul tutturdu , Altın Elbiseli Adamı televizyona taşıyalım diye. Sponsorda bulacağım dedi. İyi peki yapalım o zaman dedim ve ortak yapım şirketi kurduk. Ardından Altın Elbiseli Adamı çekmeye başladık. İlk Skytürk’te  yayına başladık. Sonra arada tatsızlıklar oldu. Yolumuzu ayırdık.

Şuan yapmayı tasarladığınız projeleriniz var mı?
2012 yılının başında Okan Bayülgen ile bir işe kalkıştık 18TV kanalı işine. Onunla ilgili çalışmalar hala sürüyor ne olur bilemiyorum.

İnternet Hakkında

“BİZİM İNTERNETİMİZ KELEK”

İnternetin bize yaptığı kelek nedir? Şöyle ki benim video mu youtube tan 1milyon kişi izlemiş, normal şartlarda reklam koyuyor oradan gelir sağlanıyor. Türkiye’de Türk youtubesini kuramadıkları için benim videomu 1 milyon kişi izliyor ama sadece izliyor yani. Böyle de dandik bir şey.

Bundan sonraki program ve videolarınız için bir televizyonla anlaşmayı düşünüyor musunuz yoksa internet üzerinden mi bir şeyler yapmayı planlıyorsunuz?
Aslında yol ayrımında sayılırım. İtibar olarak televizyon hala daha yüksek fakat çok sıkıntısı var. Şimdi karasal yayın ihalesi diye bir şey icat ettiler. Frekans tahsisi yeniden yapılacak. Bu yüzden kanalların çoğu paniklemiş durumda. Televizyon kanallarının %99 u zarar etmekte zaten. Bakalım bunu zaman gösterecek.

Sektörün içinde biri olarak SİZE GÖRE ‘’MEDYA’’ NEDİR?
Gücün tanımlarından birinde bulunan, gündem yaratma kabiliyetine sahip, toplumlara etki edebilen bir kuvvettir. Ne yazık ki son 20 yıldır asıl görevi olan bireyin ve toplumun çıkarlarını yerine kendi çıkarları için manüpile edilmiş, bizi yanlış yönlendirmiş yalan haberlerle aklımızı bulandırmıştır. Aynı zaman da şerefli gazetecilik anlayışı ‘’ kalemi kır ama satma’’ uzun yıllar önce kaybolup gitmiştir diye düşünüyorum.
Genel anlamı ile iştir, kar etmek amacı ile kurulmuş müesseselerdir.

Program yapmak isteyen kişiler nasıl bir yol izlemeliler?
Elinizde bir Show reel ile gidersiniz. Show reeller 1-1,5 dk. yı geçmemelidirler. Çünkü yöneticilerin dikkati genelde çok kısadır. İlk 30 sn.de vurucu kısmını vermelisiniz ki 1 dakika izlesinler. Eğer dikkatleri kaybolursa izlemezler. Eğer beğenilirseniz sizi ilgili kişiye gönderir. Fiyat çıkartırlar size. Sponsorunuzda varsa program yaparsınız.

Medya ile İlgili Şikayetler

“BÖYLE BAŞA BÖYLE TIRAŞ”

Medyadan şikâyetleriniz nelerdir?
Hiçbir şikâyetim yok medyadan. Böyle başa böyle tıraş. Halk bunu istiyor. Kenan Sofuoğlu Dünya Şampiyonu oldu. Bir Türk ya Dünya’da ilk kez Şampiyon oluyor yine de ilgilenmiyorlar. Çünkü: istedikleri bu değil ki adam kadın görmek istiyor. Bizim Kenan’ı görse buda ne böyle bacak nerde nerde diye kanalları geziyor. Halkımızın insanları bu şekilde. Bu insanlar bu şekilde oldukça her şeyi hak ederler.

Röportaj Dışındaki bilgiler şu şekilde;

Barkın Bayoğlu ‘ nun Doğum Günü

4 Nisan 1975 tir.

Barkın Bayoğlu Evli mi?

Videolarından hatırladığım kadarı ile Barkın Bayoğlunun evlenip boşandığını biliyorum. Çocuğu yoktu diye biliyorum.

Barkın Bayoğlu Kazası?

Barkın Bayoğlu 26 Temmuz günü gece saat 02:00 sularında yol kenarında ters yönde duran araçtan çıkan Buğra Erdem’e çarpmıştır.

Barkın Bayoğlu Ölüm Nedeni? Nasıl Öldü?

Çarpmanın etkisi Barkın Bayoğlu hayatını kaybetmiştir. Burdaki bilgi kirliliğine gidermek adına belirteyim. Maalesef kimine göre Barkın Bayoğlu yaralanmamış bir nedenden dolayı hayatını kaybetmiştir. Bazı haberlere göre de ağır yaralanmış ve hastaneye kaldırıldığında hayatını kaybetmiştir. Kişisel olarak duyduğum ise yaralanmamış (belki iç kanama vs.) ve hastaneye kaldırıldığında hayatını kaybetmiştir.

Barkın Bayoğlu Ölüm Anı

Barkın Bayoğlu’nun ölüm anı ile ilgili görüntü bulunmamaktadır. Maalesef (üzülerek söylüyorum) bazı kendini bilmez arkadaşlar bu işten para kazanmak için başka kaza görüntülerini Barkın Bayoğlu’nun kaza görüntüleriymiş gibi internette youtube’da yayınlamışlardır. Nasıl bir insanlıktan çıkmak ise.

Barkın Bayoğlu Cenaze Töreni

26 Temmuz 2017 tarihinde ikindi namazının ardından Çengelköy mezarlığında toprağa verilmiştir.

Barkın Bayoğlu Mezarı

Çengelköy Mezarlığında bulunmaktadır.

Yazının ilk yayın tarihi:  14 Eki 2014 @ 11:02

Ülkeler ve Şehirler

Müslüman ülkeler hakkında araştırma yaparken genelde yanlış bilgilerle boğuşuyorum ve bunları ayırmam teyit etmem zaman alıyor. Benden sonra araştırma yapan arkadaşların böyle bilgilerle boğuşmaması için derlediğim bilgileri bu başlık altına toplamaya karar verdim. Yanlış, eksik veya eklememi dilediğiniz bilgi var ise, yorum olarak belirtirseniz sevinirim.

Müslümanların Ülkelere Göre Dağılımı

En çok müslümanın bulunduğu ülke : Endonezya ( 195.272.000 Müslüman bulunmaktadır. Nüfusun %88 ine denk gelmektedir.

İkinci en çok müslüman bulunan ülke ise Pakistan’dır. 165 milyon nüfusun 160 milyonu müslümandır.

Üçüncü en çok müslüman bulunan ülke Hindistan’dır. 1 milyar kusur nüfusun 154 milyonu müslümandır.

Dördüncü en çok müslüman bulunan ülke Bangladeş’tir. 147 milyon nüfusun 129 milyonu müslümandır.

Türkiye ise Dünya’da müslüman nüfusun en yoğun bulunduğu 5.  ülkedir. 72.750.000 müslüman vardır.

Müslüman Ülkeler Sıralaması

Müslüman Ülkeler Listesi 01
Müslüman Ülkeler Listesi 01
Müslüman Ülkeler Listesi 02
Müslüman Ülkeler Listesi 02

Müslüman Ülkeler Haritası

Müslüman Ülkeler Haritası
Müslüman Ülkeler Haritası (Osmanlı Toprakları desek yeridir.)

(Yukarıdaki haritayı internette bulmuştum, fikir vermesi açısından paylaşmıştım, fakat doğru olmadığını söyleyebilirim, zira yahudilerin %40’ı Amerika’da olması gerek. )

Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerde din-devlet ilişkisi

İslam ülkeleri

  • Afganistan
  • İran
  • Moritanya
  • Pakistan
  • Suudi Arabistan
  • Yemen

Devlet dini İslam Olan Ülkeler

  • Cezayir
  • Mısır
  • Irak
  • Ürdün
  • Kuveyt
  • Libya
  • Malezya
  • Maldivler
  • Fas
  • Somali
  • Tunus
  • Birleşik Arap Emirlikleri
  • Brunei
  • Lübnan İslam’ı devlet dini olarak tanımlasa da İslam’la birlikte 18 başka din ve mezhebe de anayasasında yer vermektedir.

Atıfsız

Anayasasında dine bir atıf olmadığı gibi sekülerizme de atıfta bulunmayan ülkeler.

  • Bosna-Hersek
  • Endonezya
  • Sudan
  • Nijer
  • Cibuti
  • Sierra Leone

Laik ülkeler

  • Arnavutluk
  • Azerbaycan
  • Bangladeş
  • Burkina Faso
  • Çad
  • Gambiya
  • Gine
  • Kazakistan
  • Kosova
  • Kırgızistan
  • Mali
  • KKTC
  • Nijerya
  • Senegal
  • Suriye
  • Lübnan
  • Tacikistan
  • Türkmenistan
  • Türkiye
  • Özbekistan

Bu ülkeleri ayrıca sırayla inceleyeceğim sevgili dostlar. Takipte Kalın.

Doğa Yürüyüşü ve Kampçılık

kadın erkek sırt çanta bay bayan
Sırt Çantası Seçimi Nasıl Yapılmalı?

Trekking, hiking, kampçılık, dağcılıkta kullanmak üzere sırt çantası arıyorsunuz ve kararsız kaldınız. Hele ki ilk defa bu sporları ilk defa yapacaksanız veya doğa sporları konusunda yeni iseniz kafanız bir hayli karışık olmalı. Bana gelen sorularda bu şekilde olduğu için bu konuya açıklık getirecek bir yazı hazırlamaya karar verdim.

Sırt Çantası Tavsiye

Sırt çantası seçimi biraz zaman alan bir olay, zira sırt çantalarının bazıları belirli bir amaç için yapıldığı gibi, kişisel tercihler de bu konuda etken.

Kendinize uygun sırt çantasını belirlemeden önce sırt çantası çeşitlerine kısaca bir bakalım;

Sırt Çantası Çeşitleri

Piyasada doğa sporları için bulunan 3 çeşit sırt çantası var.

Sırt Çantası Çeşitleri
Sırt Çantası Çeşitleri
  1. Doğa Yürüyüşü / Seyahat Çantası (içten iskeletli)
  2. Dağcı /Avcı Çantası (içten iskeletli)
  3. Dağcı /Avcı Çantası (dıştan iskeletli)

Piyasadaki çantaları özetle bu şekilde sıralayabiliriz. (Özetle yazdım, dıştan iskeletli doğa yürüyüşü çantası da var fakat ülkemizde bulunmamakta).

Bu çantaların neden tercih edilip edilmemelerini kısaca özetleyecek olursak;

Doğa Yürüyüşü (Hiking,Trekking,Kampçılık,Seyahat,Dağcılık) Çantası

Avantajları

  • En çok tercih edilen çanta türüdür.
  • En büyük artısı hafif ve rahat olmasıdır. (Bazıları ağırdır alırken bakmak gerek)

Dezavantajları

  • Çoğunlukla tek gözlüdürler. (Kimine göre avantajdır.)
  • Çanta üstten açılır. Yan veya alt fermuarı yoksa çantanın dibindeki bir şeyi almak için çantayı dökmeniz gerekebilir.
  • Bu çantalarda çadır/mat koyacak yer olmaması. Bu konuya herkes kendince çözüm getirse de tam olarak bir çözüm üretilebilmiş değildir. Üstte altta genelde bağlanacak yer olmuyor. Matı alta bağlasan çadırı nereye bağlayacaksın? İkisi ne yana koysan bu sefer çadır 2500 gram, Mat 250 gram olduğu için çanta bir tarafa ağır basıyor omuzu/beli yoruyor.
sırt çantası çadır mat uyku tulumu
Çadırı ve Matı koymak sorun olabiliyor. Çadırı yan tarafa koyunca çanta o tarafa doğru baskı yapıyor dolayısı ile bir omzunuza ve belinize daha çok yük biniyor.
  • Bu çantaları tam olarak doldurmazsanız kullanımı zor olabilir. Bunun için de bazı çantalarda etrafına kayışlar konmuştur. Bazılarında ise bu kayışlar yoktur. Eğer çantayı tam doldurmaz iseniz çantanın içindeki ekipman sabit olmadığı için siz hareket ettikçe yer değiştirecektir. Görünüş olarak da bütün eşyaların altta olduğu bir hal alacaktır.
Sırt Çantası Boş Dolu
Sırt çantası boş ise ve kayışlar ile hacmini küçültemiyorsanız taşırken zorlanabilirsiniz.

Dağcı / Avcı Çantası

İkinci en çok tercih edilen türdür.

Avantajları

  • Genelde çok gözlüdürler. Tek gözlü olmadıkları için ekipmanlarınıza ulaşması daha kolaydır.
  • Bu çantalara çadır, tulum vs. bağlamak daha kolaydır. Genelde üzerlerinde bağlama yerleri mevcuttur zaten
  • Taktik (tactical) çantalarda ek küçük çantalar bağlamak için yerler de vardır. Çok kullanışlıdır.
sırt çantası tactical taktik dağ hiking trekking
Taktik Çantalara (Tactical) ek küçük çantalar takılabilecek yerler vardır.
  • Bu çantaları doldurmasanız veya yarısını doldursanız bile sizi o kadar rahatsız etmez ve kötü görünmez.

Dezavantajları

  • “Genel” olarak ağırdırlar. Taktik modeller suya/ısıya/sürtünmeye daha dayanıklı üretildikleri için daha ağır olabilmektedirler. Hafif modelleri de mevcuttur.
  • Çok gözlü olmaları dejavantaj sayılabilir zira büyük bir uyku tulumunu tek gözlü bir çantaya (yarısını kaplasa bile) sığdırabilirsiniz. Fakat bu çantalar çok gözlü oldukları için hiç bir gözüne büyük hacimli bir şey sığdıramazsınız.

Dağcı / Avcı Çantası (Çerçeveli Demir Destekli)

Ülkemizde çok fazla bulunmayan / tercih edilmeyen bir sırt çantası türüdür. Çerçevesiz versiyonu ile aynı özelliklere sahiptir. Tek farkı içten çerçeve yerine dışarıdan demir/titanyum/alüminyum gibi malzemelerden yapılmış çerçevesinin olmasıdır. Bunun en büyük artısı sırtınızın çanta ile temas etmemesi nedeniyle hava alabilmesidir ve yükün sırtınıza değilde çerçeveye temas etmesidir.(Çantanızda düz olmayan bir şey var ise sırtınıza batmaz.) En büyük eksisi ile çerçeve nedeniyle gereğinden ağır olması ve içten destekli çantalar gibi sırtınıza yapışmaması dolayısı ile yürürken sallanmasıdır. Ülkemizde olmasa da yurt dışında hala bir grup tarafından tercih edilen çanta türüdür.

Sırt Çantası Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?

  1. Ağırlık
  2. Bel Desteği ve Sırtlık
  3. Sizin Tercihleriniz (Renk, Bölme Sayısı vs.)

Doğa sporları ile ilgilenenlerin çanta alırken ortak buluştuğu bir kaç nokta vardır. Birincisi ağırlık, ikincisi ise bel desteği. Çünkü bu ikisi büyük ölçüde sizin çantadan alacağınız verimi belirler.

Ağırlık

Örneğin 50 litrelik 2.5 kilogramlık bir çanta piyasada mevcuttur, 1 kiloluk bir çantada mevcuttur. 60 kiloluk bir bayan arkadaşın sırtında taşıyabileceği ağırlığın 10 kilo olduğunu düşünelim, bunun 2.5 kilosu çantanın kendi ağırlığı olursa eşyaları için 7.5 kilo kalacak fakat 1 kiloluk bir çanta kullanırsa eşyaları için 9 kilo ayıracak.

Şöyle de söyleyebiliriz; taşıyacağınız eşyaların 5 kilo olduğunu varsayalım, Bunu 1 kiloluk çantaya koyarsanız sırtınızda 20 kilometrelik yürüyüşte 6 kilo taşıyacaksınız ki bu iyi bir rakamdır, 2.5 kiloluk bir çantada taşırsanız 7.5 kilo taşıyacaksınız, bu sizi daha çok yoracak, enerjinizi daha çok harcatacak, daha çok terletecektir. Kısa süreli yürüyüşlerde veya evde denerken bunun bir farkını görmeyebilirsiniz fakat 20-30 kilometre yürüdüğünüzde 500 gramın bile taşırken ne kadar çok etki ettiğini görürsünüz.

(Ayrıca sırt çantasına eşyalarınızı nasıl yerleştireceğinizi de öğrenmelisiniz. Doğa sporları kurslarında bunu öğretirler. Vücudun ve çantanın ağırlık merkezine dikkat etmelisiniz. Bu konuda bir yazı hazırlayacağım.)

Ek bilgi olarak belirteyim, Genel olarak doğa sporcuların ortak buluştuğu diğer nokta: “olabildiğince hafifliktir”. Bu işe başlayanlar başta bilmeden ekipman alırlar, 2.5 kiloluk çanta, 2.5 kiloluk çadır. 2 kiloluk uyku tulumu vs. (Toplamda kişisel eşyalarınız hariç 7 kilo) Daha sonra bu ağırlıkların ne kadar çekilmez olduğunu anladıklarında. “Maksimum hafiflik” ilkesini benimserler ve tüm ekipmanı en hafiflerinden alırlar. 600 gram uyku tulumu, 600 gram çanta, 1.5 kilo çadır gibi. (Kişisel eşyalarınız hariç 2.7 kilo). O yüzden yeni başlayan ve uzun vadeli bu sporu yapacak biriyseniz baştan olabildiğince hafif almanızda fayda vardır. Boşuna paranız gitmemiş olur.

Bel Desteği

Bir diğer dikkat edilmesi gereken husus ise bel desteğidir. Büyük önem taşır. Küçük çantalara pek ihtiyaç olmadığı için koymazlar (10 litre çantalar gibi). Fakat 20 ve üzeri çantalarda genelde vardır. Yükü omuzlarınıza değil de belinize almak içindir. Yükün büyük kısmını belinize alırsınız ve omzunuz/sırtınız yorulmaz/ağrımaz.

Sırtlık

Sırt Çantası Sırtlık
Sırt Çantası Sırtlık

Sırtınız ile sırt çantası arasındaki bölümdür. Önemlidir çünkü dümdüz olması sizi aşırı derecede rahatsız eder. Tavsiyem 4 – köşe bölmeli ve mümkünsü ayarlanabilir olması iyi olur. 4 köşe bölmeli olması sırtınızın hava almasını sağlar, ayarlanabilir olması ise iri yapılı veya minyon olarak sırt çantanızı kendinize göre ayarlayabilmenizi sağlar. Zira sırt çantası sırtlıkları “ortalama” boy/kilo baz alınarak yapılmıştır genelde.

Diğer Tercihler

Diğer kişisel tercihlerin ise pek önemi yoktur. Taşıyacağınız eşyaları bilmediğim için çok gözlü/tek gözlü olması, rengi, şekli, biçimi tamamen kişisel tercihlerinizdir.

Sırt Çantası Nereden Alınır?

Tek Kelime ile: Decathlon (Bulunduğunuz ilde yoksa: Decathlon.com.tr)

Neden? Fiyat/Performans oranının iyi olması, ve ekonomik olması.

60TL ye arpenaz 30 litre veya 80 TL ye arpenaz 40 litre başlangıç olarak işinizi görecektir. Gidip 500 tl vererek deuter 30 litre almaktan iyidir. Çantanın küçüklüğüne, büyüklüğüne vs. göre dilerseniz daha sonra daha başka yerden markadan alabilirsiniz.

Kişisel olarak da quechua (keşua) ‘nın arpenaz 30 ve 40 ını kullanıyorum duruma göre. Hafif/sağlam olması avantaj. Diger deuter vs. fiyatlarından dolayı tavsiye etmem. Aralarında kalite olarak fazla fark olmamasına rağmen quechua arpenaz 40 litre 80 tl, deuter 40 litre 580 tl.

Herhangi bir konuyu atlamamaya çalıştım sevgili dostlar, atladığım bir konu var ise aşağıya yorum olarak belirtirseniz, yazının içinde değinirim.

Doğa Yürüyüşü ve Kampçılık

interrailturkiye bolu kampı
interrailturkiye Bolu Kampı Paylaşımı, bolurail, kamprail

interrailturkiye rezaleti mi desem, bolu kampı rezaletimi desem bilemedim. interrailturkiye yi önceden seven birisi olarak, Bolu kampına gitmeyi düşünüyordum. İnternette söylenenler/reklamlar süperdi. Seyahati seven kimseler aynı zamanda doğayı da sevdikleri için aklınıza nezih insanlar – nezih ortam geliyor ister istemez.

Ama bugün instagramda arkadaşların paylaştıklarını/anlattıklarını görünce sonrasında “kampvedogahayati” sayfasının paylaşımlarını görünce kendilerine karşı en ufak bir olumlu görüşüm kalmadı. (Bu arada kampvedogahayati sayfası kendilerine karşı hakaret etmemesine rağmen interrailturkiye tarafından engellenmiş.. Adamlar milletten özür dileyeceklerine kendilerini eleştiren hesapları engelliyorlar birde hakaret ediyorlar ki komedi.)

Hayallar / gerçekler vardır ya; nezih insanlar, nezih bir organizasyon, gezginlerin olduğu bir etkinlik hayal edersiniz, fakat seviyenin yerlerde olduğu, apaçilerin cirit attığı, alkolun su gibi aktığı, kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı, “kasap et derdinde, koyun can derdinde” modunun yaşandığı bir organizasyonla karşılaşırsınız. İşte öyle bir durum yaşanmış burada.

Bende dahil olmak üzere tüm arkadaşlarım interrailturkiye ve yan sayfalarını takipten çıkardık ve artık desteklemiyoruz. Sizlere de tavsiye ederiz.

Bolurail Bolu Kampı Fotoğrafları

Fotoğraflara Bakalım; (kampvedogahayati sayfasından alınmıştır.)

(Aşağıdaki fotoğrafların etkinlikten 4 gün sonra, temizlik başladıktan sonra çekildiğini de belirtelim, etkinlik sonrası durum daha felaket imiş.)

interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti
interrailturkiye bolurail kamprail Bolu Kampı Rezaleti

Gerçekten çok üzücü. Oraya bir çöp kutusu konmuyorsa, organizasyonu düzenleyenler milleti uyarmıyorsa, uyaranları engelliyor ve küfür ediyorsa ve bunu yapan da interrailturkiye gibi bir grup ise. Daha fazla söyleyecek pek bir şey kalmıyor.

Ayrıca bu uyarıyı yapan, bu durumdan milleti haberdar eden başta “kampvedogahayati” olmak üzere tüm kişi ve gruplara teşekkürler.

Doğa Yürüyüşü ve Kampçılık

Kamp Yemekleri
Kamp Yemekleri

Kampta ne yenir?

Kamp yemek leri kampa gitmeden önce araştırdığımız konulardan olmuştur.  Çantayı hazırlarken düşünürüz; acaba ne götürsem, yiyecek sıkıntı olur mu, orada bulabilir miyim? Ne yesem gibi sorulara cevap ararız.

Benim de bu konuda bir listem vardı arkadaşların da tavsiyesi ile aşağıdaki şekli aldı. Kampa gitmeden önce unuttuğunuz bir şey olmaması açısından aşağıdaki listeyi kontrol etmenizde fayda var. Sizden gelen yorumlar ile de listeyi daha da iyileştirebiliriz.

Atıştırmalık (Yoldayız)

  • Çerez (Fındık, Fıstık vs)
  • Çikolata bar
  • Kuru Üzüm, Kayısı, İncir vs.
  • Meyve

Ara Yemek ( Dinleniyoruz, Ateş Yakmadan, Yoldayız )

  • Tost
  • Meyve
  • Konserve Yemekler
  • Ton Balığı

Ana Yemek ( Yerleştik, Ateş Yaktık )

  • Sucuk Ekmek
  • Ekmek Arası Her Şey
  • Lavaş arası sosis – peynir
  • Közde Patates
  • Yumurtalı Soğan
  • Menemen
  • Yumurta
  • Konserve
  • Bardak Çorba
  • Pirinç
  • Makarna
  • Noodle (5 dk lık Makarna / Erişte)
  • Mangal

Kesin Alınması Gerekenler

  • Sıvı yağ (Zeytinyağı / Ayçiçek yağı)
  • Tuz
  • Karabiber vs. Baharatlar
  • Mısır Unu (Balık Kızartma)

İçecekler

  • Su (Unutmayın diye yazıyorum)
  • Çay
  • Kahve
  • Sıcak Çikolata
  • Salep
  • Ortamdan toplanan bitkilerle yapılan çaylar.

Örnek Kamp Öğünü;

Kamp Kahvaltı Öğünü

  • Kaşar Peyniri
  • Çikolata
  • Zeytin
  • Reçel

Kamp Akşam Yemeği

  • Makarna
  • Ton Balığı
  • Mısır
  • Pirinç

Aperatif

  • Bardak Çorbalar
  • Noodle (5dk da hazırlanan makarnalar)

Gideceğiniz yerde neleri bulacağınızı da hesaba katmanızı da tavsiye ederim. Mesela gideceğiniz yerde içecek satılıyorsa çantanızda taşımanıza gerek yoktur belkide.

(Bazen de gittiğiniz yerdeki market kapanmış oluyor veya stoğu olmuyor veya normalden pahalı oluyor bunları da hesaba katmak lazım tabi)

Fotoğrafçılık

Fotografium.com
Fotografium.com

Günümüzde internetten alışveriş yapmak gerçekten zor. Artık genelde şirketlerde ahlaki değerlerden eser yok. Böyle bir ortamda ahlaki değerlerini kaybetmemiş güvenerek alışveriş yapabileceğiniz siteler de mevcut “Fotografium.com” gibi.

Fotoğraf makinesine ekipman arıyordum. Ürün bir kaç yerde mevcuttu, fakat “Fotografium.com” dan daha önce arkadaşım alışveriş yapıp memnun kaldığı için bu siteden almaya karar verdim.

Sitenin satış ofisi Sirkeci’de. Ürün acil lazım olduğu için internetten söylemek yerine direk gidip Sirkeci’den almaya karar verdim. Gitmeden önce telefon açtım. Ellerinde ürünün olduğunu söylediler. Gittiğimde ürünü getirecek çalışanın bir iş üzerinde olduğunu ve istersem verecekleri adresten ürünü alabileceğimi söylediler. Bende verdikleri adrese gittim, fakat o adreste de ürüne yanlış stok bilgisi verilmiş anladığım kadarıyla o yüzden alamadım.

Tekrar fotografium.com’a gidip ürünün verdikleri adreste olmadığını söyledim. Kendileri de sağ olsunlar ürünü bir şekilde bulup indirimli olarak verdiler. Kendilerine güvenim karşılıksız kalmadı.

Fotografium.com Genel Müdürü Erdem Bey’e de Teşekkürler.

Fotografium.com’u herkese tavsiye ederim.

Fotoğrafçılık

Hayyam Pasajı hakkında her şeyi konu alan bir yazı hazırlıyordum uzun zamandır. Bugün Hayyam Pasajı’na (Hayyam Çarşısı olarak da bilinir) gitmem yazıyı bitirmeme vesile oldu, buyrunuz;

Türkiye’de fotoğrafçılıkla uğraşıp adını duymayanın olmadığı pasajdır hayyam pasajı. İçerisinde ithalat, ihracat şirketlerinin, 2. el fotoğraf makinesi (nikon, canon, leica, sony, yashica, pentax vb. ) satıcıların, fotoğraf makinesi tamircilerinin bulunduğu 7 katlı bir pasajdır.

NOT-1: Hayyam Pasajında fotoğraf bastırabileceğiniz bir yer bulunmaz. Fakat çevre mağazalarda bulabilirsiniz.

NOT-2: “Hayyam Pasajında yoksa yoktur” sözü yanlıştır. Hayyam Pasajında bulamayıp Doğubank’ta (Hayyam Pasajına yakın) ve çevre fotoğrafçılarda bulabildiğim çok ekipman olmuştur.

NOT-3: Hayyam’a alışveriş yapmak için gittiyseniz. Size en büyük 2 tavsiyem, 1. Tavsiyem iyi/kötü tüm dükkanları gezin. Hemen girer girmez ekipmanı görüp “büyük indirim” sözlerine kanıp her yeri gezmeden alışveriş yapmayın. (Çok başıma gelmiştir, uygun fiyata buldum dediğim ekipmanı çok ama çok daha uygun fiyata da buldum.) 2. Tavsiyem ise: alışveriş yapmak için gittiğiniz gün alışveriş yapmayın. Yani alışveriş yapmak için gittiniz her yeri dolaşın fiyat alın, daha sonra, internetten aldığınız fiyatları kıyaslayın (internette ve sahibinden.com da ne kadar vs) içinize sindi ise ertesi günü listenizdeki ekipmanları alın.

Hayyam Pasajı Nerede?

Hayyam Pasajı Nerede
Hayyam Pasajı Nerede

Hayyam Pasajı Sirkeci’de yer almaktadır. Çok merkezi bir yerde yer aldığı için ulaşım çok kolaydır. Geldiğiniz yere göre vapur, tramvay, metro, otobüs kullanabilirsiniz. Araba ile gelmenizi pek tavsiye etmem. O tarafta trafik çok kötü olduğu için ulaşım ve arabayı park edecek yer bulmanız zor olabilir.

Hayyam Pasajına Nasıl Gidilir? Yol tarifi

Metro ile Taksim – Hacıosman metrosuna binerseniz (Diğer hatlardaki metrolar ile bu metroya bağlanabilirsiniz.) Haliç durağında indiğinizde 10-15 dk yürümeniz gerekmekte. Marmaray metrosu ile geliyorsanız Sirkeci durağında inmeniz yeterli. Bunun dışında tramvay ile Sirkeci durağında indiğinizde veya vapurla Eminönü iskelesine geldiğinizde de Hayyam Pasajı’na kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Hayyam Pasajı’nı en kolay bulma yöntemi tramvay rayını yukarıya doğru takip etmeniz olacaktır. Sirkeciden yukarıya doğru (çok gitmeyin) tramvay  raylarını takip ederek yürüdüğünüzde 100 metre kadar ileride hemen sağınızda “Hayyam Pasajı” şeklinde pasajın girişini göreceksiniz zaten. Altında fotoğrafçılar olduğu için yazıyı görmeseniz bile fotoğrafçılardan geldiğinizi anlarsınız.

Hayyam Pasajı Kaçta Açılıyor?

Hayyam pasajı genel olarak sabah 09:00’da açılmaktadır. Bu içerideki dükkanlara göre değişiklik gösterebilir, erkan veya geç olabilir.

Hayyam Pasajı Kaçta Kapanıyor?

Hayyam Pasajındaki dükkanlar (Pazar günü hariç) genelde 18:00’de kapatıyor. Genelde diyorum çünkü kimisi daha erken veya geç açabiliyor veya kapatabiliyor. Belirli bir dükkana gidilecekse gitmeden önce aramakta yarar var.

Hayyam Pasajı Pazar Günü Açık mı? Cumartesi günü? Çalışma Saatleri Nelerdir?

Hayyam pasajı genel olarak hafta içi ve cumartesi günleri sabah 9 akşam 18:00 arası açıktır. Pazar günü Hayyam pasajı kapalıdır.  (Pasaj içerisinde bir çok dükkan olduğu için kimisi erken kimisi geç açar o yüzden genel olarak diyorum, belirli bir yere gidilecekse öncesinde telefon etmekte yarar var.) Birde “Doğuş Fotoğrafçılık” gibi tarafımızca tercih edilmeyen bazı dükkanların bazen keyfi olarak açılmadığına rastladık.

Hayyam Pasajı Tavsiye Edilen Yerler? Ve Tavsiye Edilmeyen Yerler Nereleri? Hayyam Pasajı Güvenilir Dükkan Tavsiyesi?

Hayyam Pasajında bir çok çeşit dükkan vardır. (Sadece fotoğraf makinesi, sadece aydınlatma üniteleri, sadece baskı üniteleri satan pek çok çeşit.) O yüzden bir kaç tavsiyem olacak:

Kendi deneyim ve duyumlarıma göre yorumlayacak olursam;

Her şeyden önce belirteyim; ben de sizin gibi müşteri olarak gidip deneyimliyorum. Sizden farkım daha çok alışveriş yapmış/deneyimlemiş olmam olabilir. Bana iyi yönleri denk gelmiştir bilemem, size bilerek veya bilmeyerek yanlış fiyat verebilirler. Dikkatli olmanızda, bir bilenle gitmenizde ve her yere sormanızda fayda var.

Ayrıca; İnternette “Hayyam’da güvenilir dükkan” şeklinde araştırma yaptıysanız. “Babataş Foto” veya “Bozdağ Foto” veya hiç olmayacak bir dükkanın en iyi dükkan şeklinde yansıtıldığını görebilirsiniz sevgili dostlar. İnanmayınız. Çünkü bu yazılar kendileri tarafından yazdırılmaktadır.

Ayrıca; Bir arkadaştan teşekkür maili aldım. Kendisi saatlerce internette Hayyam’daki dükkanları araştırmış ve çıkardığı sonuç hemen hemen aşağıda yazdıklarım olmuş.

Hayyam Pasajı Tavsiye Edilen Yerler Nereleri?

Flaş Optik (Erdoğan Abi / Fotoğrafçı Nazif) (Analog/Filmi Makineler, Makine/Lens Bakım onarım konusunda)

Hayyam Pasajına girdikten sonra sağa dönün merdivenlerden inin solda göreceksiniz. Makine-lens alım/satım tamir ve kiralama işleriyle uğraşıyorlar. Erdoğan abi oldukça iyi biridir, alışveriş yapmasanız bile size yardımcı olur. Hatta kendisiyle iş yaptığınızda siz kendiniz bu yeterli değil daha fazla para vereyim diyebilirsiniz. Zira benim makinemi tamir edip para almamıştı. (ki kendisini o zaman hiç tanımıyordum.) Zaten konuştuğunuzda anlayacaksınız demek istediğimi. Patronu Nazif abi ile çok fazla iş yapmadığımı belirteyim.

Kolor Foto (Dijital Fotoğrafçılık ve Ekipman/Aksesuar Konusunda)

Pasajın içerisinde 3. katta bulunuyor. Kendileri bayağı eski fotoğrafçılardan. İsmi aklımda değil ama yaşlı bir abi var, alışveriş yapmasanız dahi yardımcı oluyor. Alışveriş yapıp sorun yaşamadığım yerlerden. Fiyatları genelde makul, fakat bir kaç defa Hayyam Pasajında başka bir yerden (Ör: Hobi Foto) daha makul bir fiyat aldığım için başka yerden alışveriş yapmıştım. Ayrıca o yaşlı abi de fotoğraf  çeken fotoğrafçılardan olduğundan sadece ticaretini yapmadığı için derdinizi daha kolay anlatabiliyorsunuz.

Hobi Foto (Analog ve Dijital Fotoğrafçılık ve Ekipman/Aksesuar Konusunda)

Pasajın hemen girişinde solda. Pasaja girmeden solda demem de doğru olur, çünkü bir cephesi yola bakıyor. Tayfun abi tarafından işletilmektedir. Bazı fiyatları gerçekten açık ara makuldur.

Kadraj Fotoğrafçılık (Yaşar abi) (Analog/Filmi Makineler, Makine/Lens Bakım onarım konusunda)

Analog fotoğraf makineleri konusunda yardımcı olmuştu. Eğer Erdoğan abi ile hallemediysek Yaşar Abi ile bir konuşuyoruz. Alışverişim olmadı fakat olabildiğince yardımcı olmaya çalışmıştı.

Tavsiye Edilmeyen Yerler Nereleri?

Yine kendi deneyimlerimi ve çevremin deneyimlerini göz önüne alarak cevaplayacak olursam, tavsiye edilmeyen yerler;

Babataş Fotoğrafçılık (Her Yönden)

Deneyim ve duyumlarıma göre kesinlikle tavsiye etmem. Çevrede adı kötüye çıkmış firmadır fakat kötüye çıkmış isimlerini temizlemek istediklerinden internette kendi çevrelerine yazdırmış oldukları “Hayyam’ın en kaliteli/güvenilir firması” şeklinde yazıları görebilirsiniz. Doğru değildir. Müşteri ile ilgilenmedikleri, çok pahalı bir şey almayacaksanız hiç ilgilenmedikleri, bir şeyi satmak için yanlış bilgi verebilecekleri konuşulur camiada. Size çok büyük bir indirim yaptığını düşünürsünüz fakat daha sonra araştırdığınızda gereğinden fazla ödediğinizi görürsünüz. Kendilerini hiç tanımaz iken ilk  deneyimimde bir tripod için fiyat istemiştim kendilerinden, uygun bir fiyat vermişlerdi. Pek çok dükkanı gezdikten sonra geri dönüp kredi kartımı uzatıp tripodu istemiştim. Fakat pos makinasında yazan fiyat indirimli değildi. Sorduğumda önceki gelişimde yanlış söylediklerini belirttiler fakat ikinci gelişimde yanlış söylediklerini belirtmediler direk pos makinasına yazdılar. Şifre girme ekranındaki pos makinasındaki rakamı görmesem indirimsiz olarak alıyordum.

Camiada da genelde burdan alışveriş yapıp çok fazla ödediklerinden yakınırlar. Bir arkadaş hiç tamir görmedi denen makineyi almış daha sonra makinenin beyninin değiştiğini anlatmıştı. Bir de burada müşteriye ilgi eksilerdedir, önünden geçerken genelde müşteri ile kavga mı ediyorlar yoksa pazarlık mı yapıyorlar diye durup bakmışlığım çok olmuştur.

Doğuş Fotoğrafçılık (Her Yönden)

Deneyim ve duyumlarıma göre kesinlikle tavsiye etmem. Deneyimimi anlatayım; 35mm bir fotoğraf makinası sordum: 200TL, ertesi hafta gittim tekrar sordum doların arttığını söyleyip 250TL olduğunu söyledi hiç sevmediğim bir şeydir dolar bir haftada 200lük makineyi 250 yapıyor(!). Başka yerlere baktım. 15 gün sonra “250TL dedi ama 200’e alırım” diye düşünerekten gittim (makine acil lazım),  makinayı almak istediğimi söyledim beni tanımadı ve makineyi baştan sonra tekrar tanıttı ve 400TL’ye bırakırım dedi. Hiç bozmadım ve almadım. Ve ben bu makineyi internetten 40TL’ye aldım. Daha sonra buraya bir daha uğramadım. Fakat duyumlarıma göre, bozuk lensi geçici tamir ettirip doğru çalışıyormuş gibi uygun fiyata sattığı durumlar olmuş sanırım. Bir de burası bazen kapalı olabilir. Yani Hayyam’a gittiğimde her yeri gezerim, burasını kapalı gördüğümde tanıdıklara sormuştum, onlar da o kafasına göre açıyor demişlerdi, gerçekten koca Hayyam’da arada kapalı gördüğüm tek dükkandır.

Ne Tavsiye Edilen, Ne Tavsiye Edilmeyen Yerler Nereleri?

Bozdağ Fotoğrafçılık – Resul Abi (Dijital ve Analog Makineler ve Ekipman Alım Satım Konusunda)

Her gittiğimde kendisine uğrarım fiyat alırım fakat daha hiç alışveriş yapamadım. Çünkü bana indirimli verdiği fiyatın hep daha uygununu buldum. Örnek olarak en son Canon AE-1P sadece makine (lenssiz) buldum kendisinde, 600TL fiyat verdi. 3 kat aşağıda Yaşar abide AE1-P 50mm lens ile birlikte 500TL. Bir diğer örnek, Nikon Battery Grip sordum 200TL fiyat verdi. 100TL’ye de buldum, 90TL’ye de buldum. Sıfır spotunu 135TL’ye aldım.

Ek Bilgiler:

Hayyam Pasajındaki Dükkanların Telefonları

Macro Fotoğrafçılık Hayyam Pasajı Kat:1 Sirkeci
İSTANBUL
Tel : (212) 520 2324 [email protected]

Babataş Fotoğrafçılık Hayyam Pasajı Z15 Sirkeci
İSTANBUL
Tel: (212) 528 4661 [email protected]

Reflex Fotoğrafçılık Hayyam Pasajı K:3 D309 Sirkeci
İSTANBUL
Tel : (212) 520 3040 [email protected]

Nova Fotoğraf Hayyam Pasajı K:3 D312 Sirkeci
İSTANBUL
Tel : (212) 527 5275 [email protected]

Hayyam Fototeknik Hayyam Çarşısı Kat:2 D:205 Sirkeci
İSTANBUL
Tel : (212) 526 5101

Doğa Foto Hayyam Pasajı K:2 D206 Sirkeci
İSTANBUL
Tel : (212) 527 8877 [email protected]

Odak Fotoğrafçılık Hayyam Çarşısı Kat:2 D:211 Sirkeci
İSTANBUL
Tel : )212) 519 3096 [email protected]

Klas Fotoğrafçılık Hayyam Pasajı Z 17
İSTANBUL
Tel : (212) 520 2920 [email protected]

Sirkeci Foto Muradiye Cad. No:17-19 Hayyam Pasajı Alt Pasaj D:6 Sirkeci
İSTANBUL
Tel : (212) 514 8340 [email protected]

Ekinci Ticaret Hocapaşa Hamam Sokak Okumuş Han 6/A Sirkeci
İSTANBUL
Tel : (212) 526 7906 [email protected]ğraf.com.tr

Aras Foto Mimar Vedat Caddesi Kızılay Han 15
Sirkeci
İSTANBUL
Tel : (212) 520 9572 [email protected]

Yuvam Foto Ankara Caddesi 165-167 Sirkeci
İSTANBUL
Tel : (212) 522 1010 [email protected]

Polat Fotoğrafçılık Ltd.Şti Muradiye Caddesi Hayyam Pasajı
İSTANBUL
Tel : (212) 527 0197 [email protected]

Polat Fotoğrafçılık Ltd.Şti Kastel İş Merkezi No:23-31 Sirkeci
İSTANBUL
Tel : (212) 514 6630 [email protected]

Fotoğrafçılık

Hep sorulan sorulardan bir tanesi, analog fotoğrafları görüp, dijital ile kıyaslayıp arasında kalanların merak edip sordukları bir soru.

Bu sorunun doğru bir cevabı yok. Yerine, durumuna, kişisine göre değişen bir seçenek. Şimdi ikisinin artılarına ve eksilerine bir göz atalım;

Analog Fotoğrafçılığın Avantajları;

  • Yüksek kalite, megapixel (MP) derdi yok. Analog fotoğraf makinesi ile çektiğiniz bir fotoğrafı isterseniz bir futbol sahası kadar büyütebilirsiniz. Dijitalde ise bunu yapmaya kalkarsanız fotoğraf bozulacak kare kare olacaktır.
  • Analog fotoğraf makinesi kullanıyorsanız (Bas çek değil, SLR makina kullandığınızı farz ediyorum.) fotoğrafçılığı, ekipman kullanımını daha iyi öğrenirsiniz. Zira sizin için “beyaz ayarı yapan” yada yada ışıklarla sizi uyaran bir makine kullanmıyorsunuz.
  • Megapixel derdiniz olmadığı için fotoğraflarınız daha canlı ve renkler daha doygun olacaktır. Ki bence gerçek fotoğraf budur.
  • En büyük artılarından biri de, dijital ve analog fotoğraf çeken birisi olarak, analog makine ile fotoğraf çektiğimde fotoğraf çektiğimi hissediyorum. Zira elinizde bir film var, o filmde 36 poz var, nasıl çıktığını bilmiyorsunuz, bastırıyorsunuz albüme koyuyorsunuz, filmi kenara koyuyorsunuz. Bu aşamalar, bu heyecan dijital makinede yok. O yüzden bunu da avantaj olarak yazıyorum.

Analog Fotoğrafçılığın Dezavantajları

  • Cebi yakması. Çünkü 36 pozluk film 2017 ekim itibarı ile 12TL civarında. Yani 100 kare çektiniz diyelim düz hesap en az 35TL’ye mal olacak ki bu sadece film parası. Banyo / Bastırma / CD ye aktarma parası ayrı. 3 film için o da bir 45 TL derseniz, toplamda 80TL.
  • Film bulma sorunu. İstanbul’da bile merkezi yerlerdeki fotoğrafçılarda 35mm filmi bulamıyorsunuz. Ancak Sirkecide mevcutlar. Küçük illerde hiç yok bildiğim kadarı ile. Diğer büyük şehirlerde ise bir kaç yerde mevcutlar.

Dijital Fotoğraf Makinesi Avantajları

  • Dilediğin kadar çek. Hafıza kartın dolarsa yenisini tak tekrar çek.
  • Çektiklerini direk fotoşopa aktar. (Analogda tarattırıp aktarabilirsin.)
  • Dilediğini bir karta topla ve çıktısını al. (Analogda filmleri ayarlayıp beklemen gerek)
  • Yazıcısını alıp evde bile fotoğrafları basabilirsin.

Dijital Fotoğraf Makinesi Dezavantajları

  • Ne kadar yüksek megapixel olursa olsun sonuçta bir 35mm değildir. Ve Analogdaki kaliteyi yakalayamaz.
  • Genelde otomatikte kullandıkları için fotoğrafçılık namına bir şey öğretmez.
  • Makineler ağırdır, 500 gramlık analog makineye kıyasla 1500 gramlık dijital taşıdığınızı düşünün.
  • Dijital kullanan analog kullanamaz demem yanlış olur. Ama dijital kullanıp analog kullanamayan çok kişi gördüm. Analog kullanıp dijital kullanamayan kimseyi görmedim. ( Elinde ortalama 10,000 TL’lik ekipman bulunan bir fotoğrafçı grubuna elimdeki 35mm analog makinayı verdim. Yaş ortalamaları 50 olan bu profesyonel görünen gruptan bir kişi analog makineyi kullanıp benim fotoğrafımı çekemedi.)

Şahsi olarak benim için ikisinin de yeri ayrıdır. Yerine göre analog yerine göre dijital çekim yapıyorum. İlla birini seçmeniz de gerekmiyor. Hangisi sizin için uygunsa onu seçebilirsiniz, ikiside uygunsa ikisinide seçebilirsiniz. Onun için bu sorunun kesin bir cevabı yok diyorum.

Işığınız bol olsun.