Kitap ve Edebiyat

Sait Faik Abasıyanık.

Her yerde denk geliyorum bu isme. Kimdir, nereden gelmiştir, nerelidir, bilinmeyenleri vs. bir araştırma yapmıştım.

Araştırma notlarımı da burada paylaşıyorum;

– 18 Kasım 1906 yılında Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde doğmuştur.

– İstanbul Üniversitesi’nin Türkoloji bölümünü kazanmış fakat 2 yıl sonra babasının isteğini kıramayarak iktisat eğitimi için İsviçre nin Lozan şehrine gitmiştir.

– Daha sonra Fransa’ya geçmiştir.

– ilk kitabını 30 yaşında çıkarmıştır. (Semaver)

– Hakkında açılan dava “Çelme” hikayesi yüzündendir. (Askerlikten soğuttuğu iddia edilmiştir.)

– 1953′de 11 Mayıs da “Siroz” yüzünden vefat etmiş mezarı 1954 de Şişli Camii’nden Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Kişiliği;

Sait Faik, eserleri ile kişiliği arasında yakın ilişki bulunan sanatçılardan biriydi. Yazar, hayatı boyunca çevresine uyum sağlayamamıştı ve bu uyuşmazlık onun her şeyden şikâyet etmesine sebep oluyordu. Hikâyelerindeki karakterlerde olumsuz yön aramaması ve onları iyi yanları ile göstermesinin sebebinin, yazarın ideale ulaşma arzusu olduğu söylenir. Annesi, Makbule Hanım’ın “Şatafattan nefret ederdi. Dolabında her şey bulunduğu ve ailevi durumumuz iyi olduğu halde ekseriya başına bir kasket ayağına bir pantolon geçirerek balıkçı arkadaşlarıyla gününü gün ederdi” tespitlerine katılan Yaşar Nabi Nayır ise Abasıyanık hakkında “Aristokrat değildi. Halktan üstün görünmeye çalışandan hoşlanmazdı. Herkes gibi olmak, herkese uymak isteği onda sonradan edinilmiş bir his değildir. Doğuştan gelme bir tabiattır.” dedi.

Abasıyanık’ın psikolojik özelliklerine dair bir deneme yazan Fikret Ürgüp, sanatçının karakteriyle ilgili iki noktanın üzerinde durdu. Bunlardan birincisi annesinin ilgisi ve babasının aşırı ilgisizliğinin oluşturduğu iç çatışmalar ile yazarın “çekingen, kendisini çevresinden ve kendisinden gizleyen, anlamak ve anlaşılmak istemeyen” bir kişiliğe sahip olduğuydu. Ürgüp ayrıca, Sait Faik’i hayatı boyunca koruyan annesinin, aynı zamanda yazarın kendine olan güveninin gelişmesine engel olduğunu belirtti.

Hakkında söylenen yergiler kadar övgülere de karşı çıkan Abasıyanık, yazarlığından söz açıldığında işi kavgaya kadar götürüp bulunduğu yeri terk ederdi. Sanatkâra ait bu tarz uyuşmazlıklarla ilgili olarak Fikret Ürgüp “Münakaşalı durumlarda, ilkel iç tepkimelerden kuvvet alarak haşin, kavgacı ve isyankar olur ve kimseye güvenmediğini belli ederdi. İnsanlara ve topluma inanmadığı için, kendisi gibi geleneklere isyan edip, o zamana kadar kabul edilmemiş hırsızları, cinsel sapıkları, toplumun içinden attığı kimseleri anlayıp onlarda yaşama hakkını savunan yazarları sever ve okurdu. (Gide ve Genet gibi)” dedi.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir