Doğa Yürüyüşü ve Kampçılık

İki Deniz Arası Doğa Yürüyüş Rotası Haritası, (Map of Between Two Seas Culture Route for Hiking and Trekking)
İki Deniz Arası Doğa Yürüyüş Rotası Haritası, (Map of Between Two Seas Culture Route for Hiking and Trekking)

iki Deniz Arası Rotası Kaç Km? ve Neresi? Kim Başlattı?

iki deniz Arası, fotoğrafçı Serkan Taycan’ın başlattığı Karadeniz ve Marmara Denizini birbirine bağlayan 60 km lik bir rotadır.

Rota genelde 15km lik 4 parça olarak yürünür, Karaburun’dan başlayıp Bakırköy sahile kadar ilerler.

Rota doğa ortamından başlayarak şehrin içine kadar ilerler. Rotayı yürüyen kişi için amaçlanan İstanbul’ın nasıl betonlaştığını ve doğa ortamının yok olduğunu göstermektir. Bu yüzden rotayı yürüdüğünüzde linyit ocakları, hafriyat atık alanları, sanayi ve toplu konut alanlarının yanında İstanbul’un en eski yerleşimi Yarımburgaz Mağarası, Kent içi bostanları gibi kültürel ve tarihi yerleri de göreceksiniz.

Serkan Taycan şu şekilde rotayı özetlemiş;

“İki deniz arası” bir önerme ve bir davettir. Yürümenin dünyayı duyumsamaya yol açan ritmini kutsayan bir eylemdir. Ve bu eylem Karadeniz ile Marmara arasında bir ‘yol’ açacak belki de en hayırlı ‘proje’dir.

Rota şu şekilde 4 parçaya bölünebilir;

1. GÜN: Yeniköy-Baklalı

Başlangıç: Yeniköy (Karadeniz sahili)
Bitiş: Baklalı Köyü
Mesafe: 14,7 km
Ortalama süre: 6 saat
Mola: Durusu Köyü
Toplu taşıma: Gidiş: Edirnekapı’dan kalkan 336d Yeniköy-Edirnekapı otobüsleri. Sabah ilk otobüs: 06.45
Dönüş: Aynı otobüs Baklalı Köyü’nden kalkıyor. Akşam son otobüs: 18.30 Yolculuk bir yönde ortalama 1 saat 45 dakika
Karadeniz sahilindeki Yeniköy’den başlayan bu rota, artık faal olmayan linyit ocaklarının delik deşik olmuş, kurak ve engebeli arazilerinden geçerek gölleşmiş eski maden çukurlarına ve sazlıklara varır. Oradan orman içi araziye girerek tarlaların arasından kolay yürünen patikalarla Terkos Gölü kıyısındaki Durusu Köyü’ne ulaşır. Rota köyden itibaren iki yanı ayçiçeği tarlaları ve böğürtlen çalılarıyla kaplı stabilize yolu takip ederek Sazlıdere’nin başlangıç noktası olan Baklalı Köyü’nde son bulur.

2. GÜN: Baklalı-Sazlıbosna

Başlangıç: Baklalı Köyü
Bitiş: Sazlıbosna
Mesafe: 15,1 km
Ortalama süre: 6 saat
Mola: Dursunköy
Toplu taşıma: Gidiş: Edirnekapı’dan 336d Yeniköy-Edirnekapı otobüsleri. Sabah ilk sefer: 06.45
Dönüş: Sazlıbosna’dan 336h Hadımköy Toki-Bayrampaşa Metro. Akşam son sefer: 20.00. Yolculuk ortalama 1 saat 30 dakika
Yolculuğun en pastoral kısmı olan bu rota Baklalı Köyü’nden başlar, hemen ardından Sazlıdere’nin kenarındaki meralardan ve ayçiçeği tarlalarından geçerek dere kenarındaki çınar ağaçlarını takip eder. Güzergâhta dereyi takip ederek yön bulmak çok kolaydır. Rota ardından Dursunköy üzerinden Sazlıdere Baraj Gölü’ne ulaşır. Göl kenarından ferah ve rahat bir yürüyüşle Sazlıbosna Köyü’nde son bulur.

3. GÜN: Sazlıbosna-Yarımburgaz Mağarası

Başlangıç: Sazlıbosna
Bitiş: Yarımburgaz Mağarası
Mesafe: 17,2 km
Ortalama süre: 7 saat
Mola: Şamlar Köyü
Toplu taşıma: Gidiş: Bayrampaşa’dan 336h Hadımköy Toki-Bayrampaşa Metro. Sabah ilk sefer: 06.30
Dönüş: Güvercintepe Sapağı’ndan 36AY Arnavutköy-Yenibosna Metro. Akşam son sefer: 20.30
Sazlıbosna Köyü’nden şehrin çeperlerine kadar gelen bu rota köyün ilerisindeki etkileyici taş ocaklarına uğrayarak dere yatağına girer ve oradan tüm rotanın en yüksek noktası olan Kocabayır Tepesi’ne ulaşır. Bu tepeden tüm rotanın en başını ve en sonunu, Karadeniz’den Marmara’ya kadar görmek mümkün. Kırsal alandan sanayi bölgelerine, kentin çeperlerine ve oradan merkezine kadar 360 derecelik bir panorama görülebilir. Ardından Şamlar Köyü üzerinden Sazlıdere Barajı’nı takip ederek baraj gövdesinin üzerinden geçer, İstanbul’un en eski yerleşim yeri Yarımburgaz Mağarası’nda rota sonlanır.

4. GÜN: Yarımburgaz Mağarası-Küçükçekmece

Başlangıç: Yarımburgaz Mağarası
Bitiş: Küçükçekmece-Menekşe Plajı (Marmara sahili)
Mesafe: 14 km
Ortalama süre: 6 saat
Mola: Halkalı Gümrük/Kanarya
Toplu taşıma: Gidiş: Yenibosna’dan 36AY Arnavutköy-Yenibosna Metro. Sabah ilk sefer: 06.30
Dönüş: Menekşe’den BN2 Küçükçekmece-Eminönü. Akşam son sefer: 22.50
Şehrin en eski yerleşim yeri olan Yarımburgaz Mağarası’ndan başlayan bu rota, kentin çeperlerindeki Altınşehir Mahallesi’nden geçerek TEM otobanı altından Küçükçekmece Gölü kenarlarındaki sazlıklara ulaşır. Ardından göl kenarındaki kent bostanlarını, Halkalı Çöplüğü arazisinde inşa edilen güvenlikli siteleri, Halkalı Tren İstasyonu ve gümrüğünü geçer. Akşam yolculuğu olarak tasarlanan rotanın bundan sonraki kısmı, Küçükçekmece Gölü’nün sahilindeki parkın içinden güzel bir yürüyüş parkuruyla Marmara Denizi kıyısındaki Menekşe Plajı’nda son bulur.

Motosiklet

Barkın Bayoğlu namı diğer “Altın Elbiseli Adam”, motosiklet videoları çeken bloglardan, youtube/dailymotion gibi yerlerde videolarını bulmak mümkün. Röportajını buldum paylaşayım dedim, buyrunuz;

image
Barkın Bayoğlu “Altın Elbiseli Adam”

Barkın Bayoğlu Kimdir?

Öncelikle Barkın Bayoğlu kimdir?
1975 yılında İstanbul’da doğdum. İlkokula burada başladım ailemin İngiltere’ye göç etmesi ile orada devam ettim. Akabinde Belçika’ya siyasal bilimler okumak için gittim fakat, okuyamadım. Avrupa’nın kötü bir özelliğidir gençleri zehirler. Geri geldiğimde Bilgi Üniversitesi Siyasal Bilimler ve Uluslar Arası İlişkiler Bölümünü bitirdim. Bilgi’nin ilk mezunlarındanım 1998.Dördüncülük ile bitirdim okulu.

Barkın Bayoğlu İlk Motosiklet

İlk motosiklet tutkunuz nasıl başladı?
Bende motosiklet aşkı çok çok eskilere dayanıyor. İlk motosiklet fuarına İngiltere’de gittim. İlkokul ikinci sınıftaydım. Orada benim aklım gitti ve âşık olmuştum artık.

İlk motosikletinizi ne zaman aldınız?
Lisedeyken ilk motosiklete sahip olmuştum. Hint malı bir Honda’ydı. Berbat bir şeydi vınlayan, ıhlayan, gitmeyen bir şeydi.

Magnum ajansının fotoğrafçıları ile bir dönem çalışmışsınız. Ünlü fotoğrafçılarla çalışmak nasıl bir duygu?
Üniversitede sürekli bozulan motorumu tamir ettirebilmek için partime olarak çalışıyordum. Pek çalışmak denilmez aslında asistanlık yapıyordum yani bir nevi hamallık. Sırtında tripot taşıyan adam, simitçiye şöyle dur abi yoksa fotoğraf istenildiği gibi çıkmaz diyen adam oldum hep. Her şeye rağmen  güzel bir tecrübe oldu benim için.

Özel Sektördeki Çalışmalar

“BİR DAHA ASLA DEV BİR ŞİRKETİN ESİRİ OLMAYACAĞIM.”

Telefon sektörüne girişiniz ve sektörden uzaklaşmanız nasıl oldu?
2000’li yılların başında Telsim’de eğitmen olarak çalıştım. O zamanlar telefon sektörü hızla gelişiyordu ve beni de içine çekti aslında gelişen zaman.  Sonra Kazakistan’da çalıştım. Biraz para biriktirdim, döndükten sonra Maslak Atatürk Oto Sanayide atölye satın aldım. Çünkü tamir yaptırırken sürekli kazık yiyordum. Eğer bunlara komşu olursam daha az kazık yerim diye düşündüm. Atölyeyi aldıktan sonra bir daha asla dev bir şirketin esiri olmayacağım dedim ve olmadım da.

Motosiklet yapmanız nasıl karşılandı?
Bu işten yırtmam gerekiyordu bir şekilde. Bütün çevre baskılarına rağmen kendime motosiklet yaptım. Sen motosikletten ne anlarsın yapamazsın dediler, yaptım. Hem de minik bir scooterdan bir çapır yaptım. Bunları satarım diye hayaller kurarken o dönemde Çin malı furyası başladı. Hayal olarak ta kaldı hepsi.

Olaylar Hakkında

“ÇÖZÜMLER PARA GETİRMEDİĞİ İÇİN SAVAŞLAR ÇIKIYOR”

Askerlik için gittiğiniz Afganistan’da barış gücünde gönüllü oldunuz. Savaşın olduğu bir ülkede hayat nasıl?
Savaş filmlerdeki gibi olmuyormuş. Sefillik, acı, yokluk, sıkıntı hakikatten trajedinin içinde yaşamak ve çözümsüzlüktü. Aslında çözüm varda o çözümü dünya istemiyor. Çünkü; o çözümler para getirmiyor ki uygulansın.

Medya Sektörü

“DERGİCİLERİN ÇOĞU YALAN SÖYLER”

Basın ve televizyon sektörüne nasıl girdiniz?
Askerden döndükten sonra  ‘’ İki Teker Dergisi’’ de motosiklet test ve editörü oldum. Tam anlamı ile sektöre girişim bu dergide 2 yıl çalışırken oldu. Derginin iflas etmesiyle ‘’  Oto Haber Dergisi’’ ne devam ettim. İki Teker Dergisi’ndeyken şunu fark ettim;  yazılı neşriyat Türkiye ‘de satılmıyor. Eskiden de böyleydi bu. Genelde dergicilerin çoğu yalan söyler. Özellikle de baskı sayısı konusunda müthiş palavralar vardır.

“100 BİN SATIYORUZ DİYENE GÜLMEK LAZIM”

100bin satıyoruz diyen adamlara gülmek lazım. Çünkü 10bin bile satmıyordur. Bugün bir dergi 20bin satsa sahibi aramızda kavukla gezer. Padişahlığını ilan eder. Türk insanı okumuyor, neden okumuyor adam seyrediyor niye okusun ki? Demek ki, ne yapacaksam televizyonda yapmalıyım dedim. İşte o zaman Altın Elbiseli Adam fikri kafama yattı.

Altın Elbiseli Adam adı ne demek? İsmi nereden geliyor?

“AMAÇ MESAJI ÇAKTIRMADAN VERMEK”
Altın Elbiseli Adam lakabı aklınıza nereden geldi?
Kazakistan’da çalışırken Altın Elbiseli Adamı müzede görmüştüm, bir prens. M.Ö. 5.yy’da erken yaşında ölmüş biri. Otopark inşaatı sırasında mezarı bulunuyor. Elbisesi altın, içinde kırmızı bir kaftanı var ve çivi yazısı ile yazılar üzerinde. M.Ö.5. yy ve o yazılar Türkçe idi. Bu beni bayağı etkilemişti. Ayrıca 2008 yılında İki Teker Dergisi’nde çalışırken bir sponsor  Barkın’a da tulum getirdik dedi. Bu sene İtalya’da dore renk moda olduğu için tulumu da altın renginde getirdik dedi. E bizde video çekeceğiz, ne yapalım dedik, Altın Elbiseli Adam olsun o zaman fikrinde buluştuk. Hem de ölmekte olan Türk anlayışını diriltiriz hem de mesajı alttan alttan vermeyi amaçladık. Çünkü bizi sevmeyen insanlar bunu yavaş yavaş yapıyorlar. Bizde bu taktik ile yapmak istedik.

İlk Motosiklet Çekimleri

Tek bir motosiklet çekimini ne kadar zamanda yaptınız?
İlk başta bir motor çekmek için 3 ay uğraştık. 3 ayın sonunda sadece tek motosiklet çekebilmiştik. İki yönetmen arkadaşım var Kerem Şahenk ve Ertuğrul Tüfekçioğlu. Aramızda konuşuyoruz, öle mi yapalım böyle mi yapalım şeklinde en sonunda bir formata oturttuk. Uğraşa didine, yel kör bir şeyler yapabildik. İlk çekim işine başlamamız bu şekilde oldu. Sancılı bir 3 ay sonunda başardık. Videoları internete yükledik. 2011 yılının başında sosyal paylaşım sitesinden bir mesaj aldım ‘’ Barkın Bey videolarınızı izledik bunları televizyon programına koyalım diyoruz’’ diye. Showmax’te ‘’ Piston ‘’ adında bir program yapıyorlarmış. Bir iki videoyu koydular filan biz bu programı yapamayacağız dediler. Ben yaparım dedim. İnsanın ayağına kadar gelen fırsatı tepmesi olmaz. Ve sonraki 10 bölümü ben yaptım. Televizyonda bir şeyler başardığımı görünce Ertuğrul tutturdu , Altın Elbiseli Adamı televizyona taşıyalım diye. Sponsorda bulacağım dedi. İyi peki yapalım o zaman dedim ve ortak yapım şirketi kurduk. Ardından Altın Elbiseli Adamı çekmeye başladık. İlk Skytürk’te  yayına başladık. Sonra arada tatsızlıklar oldu. Yolumuzu ayırdık.

Şuan yapmayı tasarladığınız projeleriniz var mı?
2012 yılının başında Okan Bayülgen ile bir işe kalkıştık 18TV kanalı işine. Onunla ilgili çalışmalar hala sürüyor ne olur bilemiyorum.

İnternet Hakkında

“BİZİM İNTERNETİMİZ KELEK”

İnternetin bize yaptığı kelek nedir? Şöyle ki benim video mu youtube tan 1milyon kişi izlemiş, normal şartlarda reklam koyuyor oradan gelir sağlanıyor. Türkiye’de Türk youtubesini kuramadıkları için benim videomu 1 milyon kişi izliyor ama sadece izliyor yani. Böyle de dandik bir şey.

Bundan sonraki program ve videolarınız için bir televizyonla anlaşmayı düşünüyor musunuz yoksa internet üzerinden mi bir şeyler yapmayı planlıyorsunuz?
Aslında yol ayrımında sayılırım. İtibar olarak televizyon hala daha yüksek fakat çok sıkıntısı var. Şimdi karasal yayın ihalesi diye bir şey icat ettiler. Frekans tahsisi yeniden yapılacak. Bu yüzden kanalların çoğu paniklemiş durumda. Televizyon kanallarının %99 u zarar etmekte zaten. Bakalım bunu zaman gösterecek.

Sektörün içinde biri olarak SİZE GÖRE ‘’MEDYA’’ NEDİR?
Gücün tanımlarından birinde bulunan, gündem yaratma kabiliyetine sahip, toplumlara etki edebilen bir kuvvettir. Ne yazık ki son 20 yıldır asıl görevi olan bireyin ve toplumun çıkarlarını yerine kendi çıkarları için manüpile edilmiş, bizi yanlış yönlendirmiş yalan haberlerle aklımızı bulandırmıştır. Aynı zaman da şerefli gazetecilik anlayışı ‘’ kalemi kır ama satma’’ uzun yıllar önce kaybolup gitmiştir diye düşünüyorum.
Genel anlamı ile iştir, kar etmek amacı ile kurulmuş müesseselerdir.

Program yapmak isteyen kişiler nasıl bir yol izlemeliler?
Elinizde bir Show reel ile gidersiniz. Show reeller 1-1,5 dk. yı geçmemelidirler. Çünkü yöneticilerin dikkati genelde çok kısadır. İlk 30 sn.de vurucu kısmını vermelisiniz ki 1 dakika izlesinler. Eğer dikkatleri kaybolursa izlemezler. Eğer beğenilirseniz sizi ilgili kişiye gönderir. Fiyat çıkartırlar size. Sponsorunuzda varsa program yaparsınız.

Medya ile İlgili Şikayetler

“BÖYLE BAŞA BÖYLE TIRAŞ”

Medyadan şikâyetleriniz nelerdir?
Hiçbir şikâyetim yok medyadan. Böyle başa böyle tıraş. Halk bunu istiyor. Kenan Sofuoğlu Dünya Şampiyonu oldu. Bir Türk ya Dünya’da ilk kez Şampiyon oluyor yine de ilgilenmiyorlar. Çünkü: istedikleri bu değil ki adam kadın görmek istiyor. Bizim Kenan’ı görse buda ne böyle bacak nerde nerde diye kanalları geziyor. Halkımızın insanları bu şekilde. Bu insanlar bu şekilde oldukça her şeyi hak ederler.

Röportaj Dışındaki bilgiler şu şekilde;

Barkın Bayoğlu ‘ nun Doğum Günü

4 Nisan 1975 tir.

Barkın Bayoğlu Evli mi?

Videolarından hatırladığım kadarı ile Barkın Bayoğlunun evlenip boşandığını biliyorum. Çocuğu yoktu diye biliyorum.

Barkın Bayoğlu Kazası?

Barkın Bayoğlu 26 Temmuz günü gece saat 02:00 sularında yol kenarında ters yönde duran araçtan çıkan Buğra Erdem’e çarpmıştır.

Barkın Bayoğlu Ölüm Nedeni? Nasıl Öldü?

Çarpmanın etkisi Barkın Bayoğlu hayatını kaybetmiştir. Burdaki bilgi kirliliğine gidermek adına belirteyim. Maalesef kimine göre Barkın Bayoğlu yaralanmamış bir nedenden dolayı hayatını kaybetmiştir. Bazı haberlere göre de ağır yaralanmış ve hastaneye kaldırıldığında hayatını kaybetmiştir. Kişisel olarak duyduğum ise yaralanmamış (belki iç kanama vs.) ve hastaneye kaldırıldığında hayatını kaybetmiştir.

Barkın Bayoğlu Ölüm Anı

Barkın Bayoğlu’nun ölüm anı ile ilgili görüntü bulunmamaktadır. Maalesef (üzülerek söylüyorum) bazı kendini bilmez arkadaşlar bu işten para kazanmak için başka kaza görüntülerini Barkın Bayoğlu’nun kaza görüntüleriymiş gibi internette youtube’da yayınlamışlardır. Nasıl bir insanlıktan çıkmak ise.

Barkın Bayoğlu Cenaze Töreni

26 Temmuz 2017 tarihinde ikindi namazının ardından Çengelköy mezarlığında toprağa verilmiştir.

Barkın Bayoğlu Mezarı

Çengelköy Mezarlığında bulunmaktadır.

Yazının ilk yayın tarihi:  14 Eki 2014 @ 11:02

Kitap ve Edebiyat

1. Kitapyurdu.com (En İyi)

Artıları:

+ Fiyatları genel olarak uygun, nadiren dr.com.tr daha uygun olsada.

+ Sipariş durumuna baktığınızda her şeyi detaylı görebiliyorsunuz. “iptal/Tedarik Aşamasında/Temin edildi/Kargoya verildi” ( En büyük artılarından biridir. )
+ Sipariş listeniz uzunsa tedarik ettikleri kitapları hemen gönderiyorlar. Kalanları tedarik edince gönderiyorlar.

Eksileri:

– Sipariş listeniz kısa ise ve tedarikte sorun çıkmış ise bekliyorsunuz.  (2 hafta beklediğim oldu)

Puan: 8/10

2. dr.com.tr (İyi)

Artıları:

+ Ne sipariş ettiysem çok hızlı geldi.
+ Sipariş listeniz uzunsa tedarik ettiklerini hemen gönderiyorlar.

Eksileri:

– Fiyatları genel olarak pahalı, çoğu kitapta kitapyurdu.com daha uygun.
– Sipariş durumuna baktığınızda kitapyurdu.com gibi detaylı göremiyorsunuz.

Puan: 7/10

3. idefix.com (Orta)

İlk siparişimde yaşadığım deneyimi aktarayım;

Bir yazarın iki kitabını hiç bir yerde bulamadığım için sipariş ettim. 5 gün geçti siparişim gelmedi (İstanbul içi 2 günde elimde olması gerekiyor.). Seyahate çıktım, yazarın bulamadığım kitaplarını gittiğim şehirde buldum, fakat zaten idefix.com dan sipariş ettiğim için almadım. Siparişimi kontrol ettim “Siparişiniz hazırlanıyor” yazıyordu, Önemsemedim, seyahatten döndüm bu arada 10 gün olmuş, kitaplarım hala gelmeyince müşteri hizmetlerini aradım. Ne dese beğenirsiniz? “Kitaplarınızdan birini iptal ettik, diğerinide temin edemedik etmeye çalışıyoruz”.. Keşke sipariş durumuna yazsaydınız da bende o temin edemediğinizi seyahatteyken alsaydım. Neyse tüm siparişimi iptal ettim. 10 gün geçmesine rağmen hala kitapları alabilmiş değilim. O yüzden benim için tek artısı, siparişimi iptal ederken müşteri hizmetlerindeki bayanın gayet nazik bir şekilde siparişimi sorun çıkarmadan iptal etmesi oldu. Onun dışında gayet amatör bir şirket.

Artıları:

+ Müşteri hizmetleri iyi, siparişinizi iptal ederken sorun çıkarmıyorlar.

Eksileri:

– Çok yavaşlar.
– Siparişlerinize baktığınızda sipariş durumunuzu göremiyorsunuz.
– Fiyatları çok da uygun değil.

Puan: 3/10

Motosiklet

Siz arabayı bir yerlere gitmek için kullanırsınız,
Biz motosikleti kullanmak için bir yerlere gideriz.
Aradaki fark budur.

Motosiklet

Motosiklet kullanıcıları arasında genelde iki kurum ünlüdür eğitim konusunda, “Altın Elbiseli Adam” Barkın Bayoğlunun önerdiği GIS akademi ve Honda İleri Sürüş Eğitimi. Fakat yenice bir arkadaşımın başına Gis akademi ile ilgili bir olay meydana geldi.

Buyrunuz, kız arkadaşını Gis akademiye kaydettiren arkadaşımın ağzından kız arkadaşı eğitimde kaza yapınca yaşananlar;

(Burda bir parentez açarak bir ekleme yapayım (Nisan 2015):
Şimdi arkadaşlar bu aşağıdaki yazı pek çok yerde paylaşılmış, bana mailler geliyor. Tüm paylaşıldığı yerlerin altında yapılan yorumlar şu şekilde:

– Gis Akademi kalitenin yeri, Ben kesinlikle inanmıyorum.
– Faturalarla, belgelerle gelin lütfen inanmadım
– Ben ve 7 sülalem gis akademiden sertifikalı, bunlar yalan
– Beni orda sivrisinek ısırmıştı helikopter ambulans çağırcaklardı, ben istemedim, yalan.
– 30 Senedir orda eğitim alıyorum, bunlar yalan
– Orda 2 saat geçirdim hiç öyle bir yere benzemiyor.
– Meyva veren ağacı taşlarlar.
– Ben sahibini tanırım melektir.
– Hiç inandırıcı değil.
– Bunlar karalama kampanyaları.
– Palavra
– (inanan kişiye istinaden) Sen nasıl inanırsın, bunlar yalan. Karalama bunlar.

Arkadaşlar bu olay gerçektir. Aşağıdaki yazı bir sözlüğe arkadaşım tarafından yazılmış ve bende izniyle buraya kopyaladım. Yazıya istinaden aynı sözlükte “GIS akademideki” tek şahit(!) tarafından verilen cevabıda yazının sonuna ekledim. Zaten GIS akademi(deki tek şahit(!)) verdiği cevapla olayı kabul edip açıklama yaparken, her yerde “ben ordaydım yalan/onu tanıyordum yalan” yazılması biraz garip oluyor. Yukarıdaki yazıların GIS akademideki kişilerce veya “tek şahit”lerce yazıldığına da varsayMIyorum.  O yüzden yazının tamamını okuyun ve ne düşüneceğinize siz karar verin)

Arkadaşın Gis Akademi ile ilgili Yazısı:

motosiklet üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama eğitimin güvenlikle bir ilgisi olmalı..

geçtiğimiz haftalarda gis akademinin temel eğitimine kız arkadaşımı gönderdim. artçı olarak tecrübeli ama vitesli motor sürme konusunda deneyimsiz bir bağyan olur kendisi. gittik konuştuk, temel eğitim var hatta isterseniz sonrasında sınav işini de halledip ehliyet de veriyoruz dediler. şimdilik ehliyet kalsın, bu eğitim bi ısınma turu olsun sonra istersek ehliyeti de alırız diye sözleştik, anlaştık, eğitim ücretini ödedik herşey tamam. (hatta o sırada ben de yol eğitimi almak istediğim için onun rezervasyonunu yaptırdım)

eğitimin olduğu gün hanım kızı ben götürdüm oraya, sonra bunlar başladılar eğitime. bi tanışma seansından sonra arkadaki eğitim alanına geçtiler. hatunun kaskı 3 çeyreklik olduğu için full face kask tedarik edildi, eldivenin varmış senin diyip eldiven vermediler, plastik dizlik ve ceket de temin edildi, onların temin ettiği ybr 125 ile eğitime başladılar.

o sırada ben de kilyosa git butonuna basmak için ayaklandım, yapıştırdım belgrad ormanının içinden.. mis gibi yolda 1 saat sürdüm karadeniz kıyısına ulaştım ki bizim kızdan bi telefon.. düşmüş, eli kötü durumdaymış, gis akademide beni bekliyorlarmış buz koymuşlar falan filan. kırık var sanırım dedi ama hastaneye götürmemişler, erkek arkadaşın gelsin o seni götürür motorla demişler. “elin kırıksa nası motora bineceksin? seni hastaneye götürsünler ben de geliyorum” dedim çıktım yola… yolda tekrar konuştuk, göktürk acıbadem’e geçiyorlarmış ben de o tarafa doğru yapıştırdım, 45 dk sonra hastaneye geldim…

hastanenin bekleme salonunda ağrıdan kıvranır halde buldum kızı, meğersem göktürk acıbadem’de röntgen cihazı yokmuş, ortopedi doktoru da yokmuş. kim getirdi seni buraya dedim, gis’in cafe’sinde oturan birinden rica ettiler o getirdi, sonra da gitti dedi.. zaten orda da çalışmıyormuş, rica ile getirmiş hatunu. neyse, hastanenin danışmasına gittim bu kız burda napıyor diye, burda ortopediye dair hiçbirşey yok, burası zaten poliklinik dedi. çevre hastanelerde de mi yok dedim bilmiyorum diyor görevli, e napıcaz maslak acıbademe gidin o zaman dedi. zaten olayın üstünden 1 saat geçmiş, 1 saatlik mesafede yine kendi hastanesine gönderiyor bizi… benim şalter attı orda… gis akademiyi aradım

ben: merhaba ben X, kız arkadaşım acıbadem hastanesinde tek başına oturuyo yanında da kimse yok? kim getirdi buraya?
gis: rica ettik x kişi bıraktı
b: yalnız burda ortopedi falan da yokmuş neden gönderdiniz buraya?
g: ……
b: yakınlarda hangi hastaneye gidelim ben buranın yabancısıyım siz biliyorsunuzdur
g: (arkadan sesler geliyor: nereye götürsünler? bilmiyorum ki ora mı bura mı maslak acıbadem mi .. ok) maslak acıbademe gidin orda olması lazım ortopedi
b: ok ama orası bi saatlik yol, yolda hastaneler gördüm hiçbirinde yok mu röntgen cihazı ya da ortopedi birimi?
g: bilmiyoruz ama maslak acıbademde vardır, oraya gidin.
b: peki neden olay olur olmaz oraya götürmediniz kızı? yine zaman kaybedicez yolda. neyse kapatıyorum şimdi.

acıbadem hastanesi “müşterimize taksi lazım” anonsu ile taksi çağırdı, ben önde taksiye yol açarak yapıştırdım.. nerden baksan 45 dk sürdü yol… kazanın üstünden geçti mi sana 2,5 saat. bu arada kız arkadaşım acıdan bayılacak halde, eller mosmor oldu başka bir yeri ağrıyor mu bilmiyoruz.

maslak acıbadem(umarım yolunuz düşmez) bildiğin okmeydanı ssk.. her yerde inleyen birileri, 1 doktor ve doktor da danışmada evrak işleri yapıyor. hastane demeye fersah uzaklıkta bu ortamda röntgen çektirmeyi başardığımızda olayın üstünden 3 saat geçmişti… sonuç: 3 parmakta kemikler ezilmiş, bileğe yakın çatlak ve trafik kazası için yapılacak genel kontrolde ortaya çıkabilecek ama doktorun aklına gelmediği için ertesi gün ortaya çıkan kaburga kırığı..

kolu alçıya aldılar, 1 ay rapor verdiler, üstüne 2 ay da fizik tedavi süreci… sağlam kol gibi de bi fatura. hala işe gidermiyor ve evde yatıyor kız.

evet, motosiklet sürmek riskli bir hadise. elimizden gelen tüm güvenlik önemlerini almak için uğraşıyoruz. daha iyi sürmek için, eksikliklerimizi farketmek için güvendiğimiz eğitimciler bulmaya çalışıyoruz. eğitim kurumlarının da bu çerçeveden bakıyor olması, riskleri öngörmesi ve bir kaza yaşanması durumunda hazırlıklı olması gerekiyor. gis akademinin bu konuda yeterli olmadığını anlamış olduk. neyse ki hayati tehlike barındıran bir olay yaşamamışız, buna şükrediyorum.

bu süreçle ilgili olarak “güvenli” ve ileri sürüş eğitimi veren gis akademiye birkaç sorum olacak;

1) vitesli motor konusunda acemi olan herkes toplam 1 saatlik teorik eğitimden sonra “karşıdan dön gel” komutunu başaramayabilir. belki vitessiz bi motorla düz gitmeye başlayıp, dönmeyi öğrenip sonrasında vitesli bir motora geçebilir. bunu biliyor ve buna göre hareket ediyor olmak mantıklı olmaz mıydı?
2) kaza anından hemen sonra kız yerde yatarken “elindeki eldiven yeterli değilmiş ki” demişler. o zaman başta eldiveni kontrol edip neden siz vermediniz? –ayağında motor botu olmadığı için eğitimine öğrencisini almayan eğitmenlere selam ederim-
3) güvenli bir eğitim pistinde yaşanan kazada kırık ihtimali varken hastayı motorla hastaneye götürmek ne derece doğrudur?
4) ambulans çağırmak neden kimsenin aklına gelmez? ambulansın numarası bilinmiyor mudur? (bilmeyenler için ambulans numarası 112’dir)
5) çevredeki hangi hastanede hangi birimler var, güvenli sürüş eğitimi veren bir kurum bunu nasıl bilmez? daha ciddi bir kaza yaşansa hangi hastanede hangi birimler var biliyor olması gerekmez mi?
6) kazadan sonra veya şu an kızcağız yaşıyor mu öldü mü kaldı mı merak etmiyor musun?
7) hala gitmediğim için kız arkadaşımın kaskı da gis akademide duruyor. bunu size iade edelim burda duruyor unutmuşsunuzdur demek de mi aklınıza gelmedi?
8) kendim için de bu cts gününe yol eğitimi almıştım ve bu olayın üstüne gelmicem tabii ki (hala gelmedim mi aklına)
9) kız arkadaşım 1 aydır işe gidemiyor evde yatıyor, onu nası yapalım?
10) bu işin maddi ve manevi kaybı ne olacak? hadi manevi tarafını geçtim eğitim ücretini iade edelim bile diyip gönül almaya çalışmıyorsun be gis akademi.

kiminle konuşsam bir avukatla görüş, maddi manevi dava aç diyor. 2 tekere gönül vermiş herkesin birbirine destek olması gerektiğini düşündüğüm için şimdilik bu yola girmedim. ama isterim ki herkes bilgilensin, en azından güvenli bir eğitim alacağını düşünürken karşılaşacağı şeyleri bilip kendi önlemlerini kendileri alsın, mesela ambulans numarasını bilsin, yakındaki hastanelerin donanımlarını araştırsın ve eğitim kurumları da kendilerini bu konularda geliştirsinler. eğitim kurumları için sürüş tekniği sertifikaları önemli ama yeterli değil demek ki.

Aynı Sözlükte Bu yazı Üzerine Verilen “Tek Şahit”’in Cevabı:

motosiklet üzerine ne düşünürsünüz bilemiyorum ama insan olmanın dürüstlükle bir ilgisi olmalı.

amiga 500ün entrysine konu olan olay olduğunda, orada ne yaşandığına bizzat şahit olan bir tek ben varım sanırım burada – yazar erkek arkadaş dahil- , ama yine hariçten gazel okuma timinin mal bulmuş mağrıbî mode on. karalamak, göz göre göre yalan söylemek vaka-i adiyeden olmuş ne yazık ki.
ben de oradan eğitim aldım ve şahit olduğum olayı taraf olmadan anlatabilirim. kurumla zerre kadar da bir organik bağım yok ama adil olmaya çalışmak lazım sanırım.
1- kazazede hanım kızımız hiçbir sekilde hastaneye gitmek istemedi.
2- devlet hastanesine gitmek istemiyorsa, sahip oldugu özel sağlık sigortasının geçerli olduğu bir hastane varsa, oraya götürmeyi teklif ettiler, hayır dedi.
3- ambulansa gerek yok diyerek kesin bir dille reddetti, arkadaşının yolda olduğunu ve o gelmeden gitmeyeceğini söyledi.
4- parmaklarının ucunda ezik vardı, başka herhangi bir yerinde ağrı olmadığını söyledi.
5- müdahaleyi de “ilk yardım eğitimi olan egitmen” yaptı.
6- honda’da eğitim alan bilir, orada da kırık oldugunda hastaneye gidersiniz – gs2 eğitiminde düşüp boynumu incittim- ağrınız devam ederse
revire motosikletle götürülürsünüz, fabrikanın doktoru ice-pack verir
veya yakı yapistirir, aynen yaşanmıştır.
7- honda da öğrencileri sigortalatmaz. bu arada, honda eğitimi şahanedir ama konumuz şimdi bu değil.
8-
kendi özel sağlık sigortanıza, motosiklet veya yamaç paraşütü
yaptığınızı beyan ettiğinizde, primlerinizin üçe katlandığını hayretle
görürsünüz.
9- taraflı yazılmış, son derece “duygusal” çarpıtmalar
yapmış bu metinden yola çıkılarak yapılan linç kampanyasını -kusura
bakılmasın- midem kaldırmıyor, insaf!
tam teşekkülü ortopedi
servisini icinde barındıran bir motosiklet eğitim kurumu hayallerimiz
bir gün gerçekleşir umarım ama o güne kadar, pazar yerlerinde, metruk
otopark köşelerinde eğitim verdiği iddiasında olan insanlara karşı,
dosdoğru eğitim verme çabasında olan bu insanlara köstek olunmamalı diye
düşünüyorum.

ha bu arada, göktürk acıbadem’de herhangi bir
müdahale yapılmadığını söyleyen dostumuz, neden ambulans çağırmamıştır
da ( bilmeyenler için ambulans numarası 112’dir) hanım kızımızın maslak
acıbadem’e taksi ile gitmesine izin vermiştir; bu nasıl bir akıl
tutulmasıdır?

Sonuç;

Erkek arkadaşı eğitim kurumuna diyor “eğitimde kaza olduğunda neden ambulans çağırmadın” diye, eğitim kurumu arkadaşa diyor “biz çağırmadık tamam, sen niye çağırmadın” diye. Yalnız insan düşünmeden edemiyor, ya kızın iç kanaması olsaydı (ambulans çağrılmasını kabul etmiyor). Ve diyelim ki bu yüzden ölseydi, o zaman suç ambulans istemeyen kızın mı olacaktı? Tipik bir “ Türkiye’de yaşanan olaylar” vakası. Ben bir şey demiyorum. Kim haklı kim haksız siz karar verin.

Motosiklet

Yarın 29 Ekimde Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında motosiklet korteji toplanıyor gençler, detayları;

Her sene olduğu gibi bu sene de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mızı muhteşem bir kortejle kutluyoruz. İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere,yurdun dört bir tarafındaki tüm motosiklet kullanıcıları bu kortejde yeniden bir araya geliyor. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı korteji, tüm Türkiye’de eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

İstanbul’da 10:00’da Suadiye Oteli önünden topluca hareketle, Boğaz Köprüsü geçilerek Edirnekapı Şehitliği’ne gidilecek ve şehitlikte yapılacak törenle kortej tamamlanacak.

Geleneksel hale gelen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kortejlerine katılmak üzere tüm motosiklet kullanıcısı arkadaşları bulundukları bölgelerdeki kortejlere katılmaya davet ediyoruz.

İzmir Toplanma yeri: Kordon-Alsancak Meydanı

KORTEJ KURALLARI:

***Kortej fermuar (ikili sıra halinde )düzeninde olup,toplu şekilde hareket edilecektir.Dolmabahçe katılımıyla birlikte belirlenen güzergahtan sürüşe devam edilecektir.

***Korteje katılacak tüm dostlarımız, kask ve tüm koruma ekipmanlarıyla katılacak,ehliyetsiz, sürüş ve kortej kurallarına riayet etmeyen sürücüler kortejden uzaklaştırılacaktır. Düzene aykırı hareket etmek tehlikeli ve yasaktır.

***Korteje katılacak tüm guruplar,kendilerine gurup sürüş ve kontrol temsilcileri seçecek ,seçtikleri kişileri en kısa zamanda bildireceklerdir. Her gurup temsilcisi, kendi ekibinden sorumlu olacaktır.